top of page

Öfkenin Konumu: Yaşamak ve Seyretmek

Öfkenin Konumu: Yaşamak ve Seyretmek
00:00 / 01:04

Öfke bir fenomendir. Ne iyi ne kötüdür, ne doğru ne yanlıştır. Sadece ortaya çıkan bir hâlidir. Onu yük yapan ya da yalnızca bir görüntü olarak bırakan şey öfkenin kendisi değil, bilincin nerede durduğudur.

Bilinç zamanda konumlandığında öfke yaşanır. Yaşamak, öfkeyle özdeşleşmektir. Öfke “bende” olur ve kişi “ben öfkeliyim” der. Bu noktada öfke artık görülen bir şey değil, taşınan bir hâle gelir. Bilinç ile fenomen arasında mesafe kalmaz. Mesafe yoksa seyir yoktur, seyir yoksa yük başlar.

Zamanda yaşanan öfke haklılık üretir, suçlu arar, geçmişe tutunur ve geleceğe sızar. Anlık bir duygu olmaktan çıkar, kimliğe dönüşür. Kişi sadece öfke yaşamaz; öfke üzerinden kendini tanımlar. Bu yüzden öfke geçmez, yalnızca biçim değiştirir.

Zamansızlıkta ise durum farklıdır. Bilinç yerinde olduğunda öfke yine vardır ama artık yaşanmaz; görülür. Seyir bastırmak değildir, dönüştürmek değildir, öfkeyle ilişki kurmamaktır. Öfke gelir, görünür ve gider.

Bu hâlde öfke bilinci tanımlamaz, kimlik üretmez, merkez olmaz. Bilinç öfkenin içinden konuşmaz; onu olduğu yerden görür. Bu yüzden zamansızlıkta öfke yük değildir. Çünkü taşıma yoktur. Taşıma yoksa ağırlık da yoktur.

Öfke her iki durumda da aynıdır. Değişen öfke değil, bilincin baktığı yerdir. Zaman yaşantıdır, zamansızlık seyirdir. Zamanda öfke yaşanır, zamansızlıkta öfke görülür. Biri yük üretir, diğeri yalnızca olanı açığa çıkarır.

Ve gerçek şudur: Öfke gittiğinde rahatlama olmaz. Öfke yaşanmadığında zaten yük hiç oluşmaz.

Mahmut Turut – 2026

bottom of page