Özdeşleşme, Zaman ve Yük

Bilinç parçada ise, her olay yüktür. Çünkü bilinç, bu durumda zamanla özdeşleşmiştir. Zamanla özdeşleşen bilinç, varlıkla özdeşleşir; varlıkla özdeşleşen bilinç, olaylarla özdeşleşir. Bu zincirin sonucu şudur: Kişi, olanı yaşamaz, olanın içinde kaybolur. Parçalı bilinçte: Olay, yaşanan bir durum değil. Taşınan bir ağırlık olur. Zaman akış değil, baskı olur. Geçmiş sırtlanır, gelecek hesaplanır, şimdi yetmez hissi doğar. Bilinç, olayların öznesi değil, yükün taşıyıcısı hâline gelir.
İşte bu yüzden kişi ezilir. Ezilme, olayların büyüklüğünden değil, özdeşleşmenin ağırlığından doğar. Ama bilinç yerine geçtiğinde, yani bütüne yerleştiğinde, zaman hâlâ akar. Olaylar hâlâ olur. Hayat devam eder. Fakat artık: Zamanla özdeşleşme yoktur. Olayla özdeşleşme yoktur. Varlık, benliğin yükü değildir. Zaman, bilincin sırtında değil, bilincin içinden akar. Olaylar: Yaşanır. Ama taşınmaz. Çünkü özdeşleşme çözülmüştür. Bu çözülme: Kayıtsızlık değildir. Umursamazlık değildir. Kaçış değildir. Bu, bilincin kendi yerine dönmesidir.
Metafizik olarak doğru ilke şudur: Yük, olaylardan değil; özdeşleşmeden doğar. Özdeşleşme çözüldüğünde, zaman akar ama ezmez. Bilinç yerinde olduğunda: Hayat hafiftir. Akış süreklidir. Olan, olması gerektiği gibi yaşanır. Çünkü kişi artık: Olay değildir. Zaman değildir. Taşınan bir varlık değildir.
Kişi, olanın farkındalığıdır.
Mahmut Turut 2025