top of page

Özden Bilgiye

Özden Bilgiye
00:00 / 01:04

Öz, saf varlık alanıdır.

Burada henüz bilme yoktur.

Bu bir eksiklik değildir;

bilginin henüz ayrışmamış hâlidir.

Öz, kendini bilmek zorunda değildir.

Çünkü kendi içinde eksiksizdir.

Bilmek ise ayırt etmeyi gerektirir.

Öz ise ayrımın ötesindedir.

Akıl devreye girdiğinde biçim ortaya çıkar.

Biçim, saf olanın sınır kazanmasıdır.

Görünür hâle gelmesidir.

Bu yüzden akıl,

varlığı kavramlara ve fenomenlere dönüştürür.

Ama biçim, Öz değildir.

Sadece onun görünüşüdür.

Bilinç yöneliştir.

Dışa yöneldiğinde,

fenomenleri duyar.

İçe yöneldiğinde,

Öz belirginleşir.

Bu yöneliş farkındalıktır.

Sezgi, Özün bilince ilk dokunuşudur.

Henüz düşünce değildir.

Henüz biçim almamıştır.

Ama bilinir.

Bu yüzden sezgi,

sözcüksüz bir bilgidir.

Dili sessizliktir.

Akıl, bu sessiz bilgiyi dile çevirir.

Sezgi doğrudan görür.

Akıl ise gördüğünü ifade eder.

Sezgi Özün sesi,

akıl bu sesin biçimidir.

Bilinç her ikisini de fark edebilir.

Ama nerede durduğuna göre yaşar:

Fenomende kalırsa biçimde yaşar.

Öze yönelirse sezgide kalır.

Bu yüzden fark şudur:

Anlamak başka,

olmak başkadır.

Düşünen, kavramlarla yaşar.

Gören, doğrudan yaşar.

İnsanın yolculuğu,

yeni bir şey kazanmak değildir.

Bilinci tekrar Öze döndürmektir.

Dıştan içe,

biçimden sezgiye,

sezgiden saf varlığa doğru.

Aksiyom:

Bilgi sonradan gelir;

Öz zaten vardır.

Mahmut Turut 2025

bottom of page