top of page

Öze Dönüşün Hatırlanışı

Öze Dönüşün Hatırlanışı
00:00 / 01:04

Uzun bir süre boyunca insan, kendini fenomenlerin çokluğu içinde arar.

Nesnelere, olaylara, ilişkiler ağına, toplumsal doğrulara ve zihnin kurduğu kavramsal yapılara yönelir.

Aradığı şey dışarıda sandığı “bir anlam”dır.

Oysa aradığı şey, kendisinin ta kendisidir.

Ben de yıllarca özümü fenomenlerin arasında aradım.

Bilgiyi nesnelerde, hakikati şekillerde, kendimi dış dünyanın bakışlarında bulmayı umdum.

Akıl ile ulaşmaya çalıştım; mantıkla yolu açabileceğimi sandım.

Oysa akıl bir araçtı; yönü dışarıya dönük olduğunda beni öze değil, çokluğa taşıyordu.

Ne zamanki başımı fenomenlerin arasından çevirip içe bakmayı öğrendim,

o zaman anladım:

Öz hiçbir zaman kaybolmamıştı.

Kaybolan yalnızca bakışın yönüydü.

“Unuttum” sandığım şey aslında hiç bilinmemişti;

bir kez bile içeri dönülmemişti.

Çünkü bilinç doğumdan itibaren dışa açılmış,

kendi kaynağını görmeyi daha en başında gözden kaçırmıştı.

İnsan, dış dünyayı bilmeden içi tanıyamaz sanır.

Oysa dış dünya sadece bir yolculuktur:

• dışa açılış ayrılığı öğretir,

• ayrılık bilinci acıyı öğretir,

• acı dönüşün zorunluluğunu öğretir.

Bu nedenle dışa gidiş bir hata değil, zorunlu aşamadır.

Dış olmadan iç olmaz.

Ayrılık olmadan birlik fark edilmez.

Kaybolmuşluk hissi olmadan öz bulunmaz.

Toplum, kültür, çevre ve insanlar zihnin yönünü dışarıya sabitleyerek

özün fısıltısını bastırır.

O fısıltı yine de susmaz;

zaman zaman içte ince bir çağrı olarak belirir:

“Dön.”

Ben de bir gün işte o çağrıyı duydum.

Dış dünyayı anlamaya harcadığım bütün güç,

bir anda kendime dönme cesaretine dönüştü.

Ve o anda gördüm:

Dönüş bize aittir.

Dışa gönderilmek kaderdi.

Öze dönmek özgürlüktür.

Öz ile yeniden karşılaşmak,

ayrılık bilincinin bitmesi değil,

birliğin kendini görünür kılmasıdır.

Ve şimdi biliyorum:

Yaşam, özün kendini yeniden kendine hatırlatma yolculuğudur.

Mahmut Turut — 10 Kasım 2025

bottom of page