Akış, Yük ve Eylem

Akış, zamanın ilerlemesi değildir; olanın, olduğu gibi yaşanmasıdır. Yük ise olanın üzerine eklenen fazlalıktır. Bu fazlalık; yargıdan, beklentiden, dirençten ve özdeşleşmeden doğar. İnsan, yükle doğmaz. Yük, bilincin zamanda olanla birleşmesiyle oluşur. Düşünceyle, sonuçla, kimlikle, başarıyla ya da kayıpla özdeşleşen bilinç, akışı seyretmeyi bırakır ve akışı taşımaya başlar.
Bu nedenle akışı bozan şey eylem değildir. Akışı bozan, eylemin yük üretmesidir. Yük oluşumunu engelleyen her türlü eylem, akışın bozulmasını engeller.
Çünkü bu eylemler:
• sonucu merkeze almaz,
• kazanma ya da kaybetme üretmez,
• “olmalıydı” düşüncesi doğurmaz,
• bilinci parçada tutmaz.
Böyle bir eylemde kişi yapar ama yapan olmaz. Eylem olur ama eyleyen görünmez.
Akışta olan eylem:
• müdahale gibi görünse bile müdahale değildir,
• karar gibi görünse bile yük taşımaz,
• çaba içerir ama zorlanma üretmez.
Çünkü bilinç, eylemin içinde değil; eylemi seyreden yerdedir.
Yük doğmadığında zaman düşman olmaz. Geçmiş pişmanlık üretmez, gelecek kaygı doğurmaz, şimdi ağırlık yapmaz.Akış; durmak değildir. Akış; bırakmak da değildir. Akış; olanı zorlamadan, olandan kaçmadan ve ona tutunmadanyaşamaktır.
Bu yüzden özgürlük,hiçbir şey yapmamakta değil; yük üretmeyen biçimde yapmaktadır. Yük oluşumunu engelleyen her türlü eylem, akışın bozulmasını engeller.
Mahmut Turut, 2026