top of page

Akış Ontolojiktir; Yaşayış Bilince Aittir

Akış ontolojiktir ve herkes için aynıdır.

Oluş durmaz, açılım kesilmez, varlık kendini sürekli olarak görünür kılar.

Bu akış, kişiye göre değişmez;

bilinçli ya da bilinçsiz, fark eden ya da etmeyen herkes için aynıdır.

Çünkü akış, bilincin ürünü değil; varoluşun kendisidir.

Farklı olan, bilincin bu akışı nasıl yaşadığıdır.

Bilinç, akışı üreten bir merkez değildir.

Bilinç, akışla karşılaşan ve onu konumuna göre yaşayan bir yetidir.

Bu nedenle aynı olay, aynı oluş, aynı zaman akışı;

bir bilinçte seyir olarak yaşanırken,

başka bir bilinçte yük hâline gelebilir.

Bilinç yerinde olduğunda, akış olduğu gibi yaşanır.

Olan, özün ya da evrensel bilincin zamandaki görünümü olarak algılanır.

Fenomenler kişisel bir hikâyeye dönüşmez.

Zaman ilerler; fakat baskı olmaz.

Akış, taşınan bir sorumluluk değil;

seyredilen bir açılım hâline gelir.

Bilinç yerinde olmadığında ise akış değişmez;

fakat bilinç için akış akış olmaktan çıkar.

Parçayı bütün sanan bilinç, olanı kendine bağlar.

Bu bağlanma ile birlikte oluş, taşınan bir yüke dönüşür.

Geçmiş sırtlanır, gelecek beklenti olur,

şimdi hiçbir zaman yeterli gelmez.

Bu fark, akışın niteliğinden değil;

bilincin bakış yerinden kaynaklanır.

Akış herkes için aynıdır;

yük yalnızca bilincin yanlış yerde durmasının sonucudur.

Bu yüzden özgürlük, akışı değiştirmekle ilgili değildir.

Akışı durdurmak ya da yönlendirmek mümkün değildir.

Özgürlük, bilincin kendi yerini fark etmesiyle ortaya çıkar.

Bu fark edişle birlikte akış aynı kalır;

ama yaşanış kökten dönüşür.

Sonuç olarak:

Akış ontolojiktir ve herkes için aynıdır.

Farklı olan, bilincin bu akışı

ya seyir olarak yaşaması

ya da yük olarak taşımasıdır.

Olan her zaman olur.

Mesele, onu nereden gördüğümüzdür.

bottom of page