top of page

Akış ve Bilinç: Ontoloji ve Konum

Akış ontolojiktir.

Oluş sürer, açılım devam eder ve varlık kendini kesintisiz biçimde gösterir.

Akış, bilincin algısına, yorumuna ya da katılımına bağlı değildir.

Bilinç fark etse de etmese de akış vardır.

Bilinç ise akışın kendisi değildir.

Bilinç, bu akışı konumuna göre yaşayan bir yetidir.

Yani bilinç, akışı üretmez;

akışla kurduğu ilişkiye göre onu yaşar.

Bilinç yerinde olduğunda, akış olduğu gibi yaşanır.

Olan, özün zamandaki açılımı olarak görünür.

Fenomenler sorun ya da yük hâline gelmez;

seyredilir.

Zaman ilerler; fakat taşınmaz.

Bu hâlde bilinç, akışın içinde kaybolmaz;

akışı taşımadan onunla birlikte olur.

Bilinç parçada durduğunda ise akış değişmez.

Oluş yine sürer, hayat aynı şekilde devam eder.

Ancak bilinç, bu akışı bütün olarak göremez.

Parçayı bütün sanır ve olanı kendine bağlar.

Bu bağlanma ile birlikte akış, bilinç için yük hâline gelir.

Burada yük, olayların ağırlığı değildir.

Yük, bilincin olaylarla kurduğu özdeşliktir.

Aynı akış, bilinci yerinde olan için seyir iken;

bilinci parçada olan için baskı üretir.

Bu nedenle mesele akışın niteliği değildir.

Mesele, bilincin nerede durduğudur.

Akış ontolojiktir ve herkes için aynıdır.

Farklı olan, bilincin bu akışı nasıl yaşadığıdır.

Sonuç olarak bilinç, akışa hükmeden bir merkez değildir.

Bilinç, akışa tanıklık eden bir yetidir.

Yerinde olduğunda tanıklık seyir olur;

yerinde olmadığında tanıklık taşıma hâline dönüşür.

Olan her zaman akıştır.

Yük, bilincin konumundan doğar.

Mahmut Turut-2026

bottom of page