top of page

Aynı Evde İki Bilinç Konumu

Aynı Evde İki Bilinç Konumu
00:00 / 02:20

Bir kadın ve bir erkek aynı evi paylaşabilir. Aynı hayatı sürdürebilir. Ama bilinç konumları farklıysa yaşadıkları deneyim aynı olmaz. İlişki bir fenomendir. Konuşmak, tartışmak, susmak, dokunmak…Hepsi akışta beliren olaylardır. Öfke, sevgi, kırgınlık, beklenti…Bunların hepsi önce fenomendir. Akış nötrdür.


Ancak bilinç zamanda ise fenomen nötr kalmaz. Sözler taşınır. Geçmiş bugüne getirilir.“Böyle olmamalı” düşüncesi doğar. Beklentiler oluşur. Kimlik devreye girer. “Beni anlamıyor.” “Ben daha çok veriyorum.” “Onurum kırıldı.” Bu noktada ilişki yaşanmaz; ilişki üzerinden kimlik yaşanır. Yük burada oluşur. Aynı evde bir taraf zamandaysa, ilişki bir savunma alanına dönüşebilir. 


Diğer taraf zamansızlıkta ise durum farklıdır. Söz duyulur ama taşınmaz. Öfke görülür ama sahiplenilmez. Geçmiş getirilmez. Gelecek kurgulanmaz. “Şu an öfke var.” “Şu an kırgınlık var.” Olan fenomen olarak görülür. Zamansızlık pasiflik değildir. Netlik vardır. Sınır konulabilir. Konuşulabilir. Ama kimlik savunması yoktur.


Bu durumda evde iki alan oluşur: Bir taraf dalga üretir, diğeri dalgayı tutmaz. Eğer zamansız kalan bilinç gerçekten yük üretmiyorsa, karşıdaki zamanla yumuşayabilir. Ama bu garanti değildir. Bazen zamandaki bilinç bunu ilgisizlik sanabilir. Bazen daha fazla yük üretebilir. Bazen dönüşebilir. Gerçek mesele olaylar değildir. Konumdur.


İnsan ilişkiyi değil, konumunu yaşar.  Aynı ev, yük alanına da dönüşebilir, seyir alanına da. Bu, bilincin nerede durduğuna bağlıdır.


Mahmut Turut  2026

bottom of page