top of page

Aynı Evde İki Zaman

Aynı Evde İki Zaman
00:00 / 02:39

Bir kadın ve bir erkek aynı evde yaşıyor. Bu kez ikisi de zamanda. Yani bilinçleri parçalı, kimlik merkezli ve taşıma eğiliminde. İlişki yine bir fenomendir. Konuşmalar, bakışlar, susmalar, dokunuşlar…Hepsi akışta beliren olaylardır. 


Ama bu kez fenomen nötr kalmaz. Bir söz söylenir. Diğeri onu geçmişle birleştirir. Bir davranış olur. Karşı taraf onu kişisel algılar. “Beni küçümsedi.” “Beni önemsemiyor.” “Eskisi gibi değil.” Geçmiş bugüne taşınır. Dün yaşanan bugünkü tartışmanın içine girer. Gelecek kurgulanır. “Böyle devam ederse ne olacak?”


İki taraf da kimliğini korumaya çalışır. Biri haklı olmak ister. Diğeri anlaşılmak ister. Biri savunur. Diğeri suçlar. Her tepki yeni bir tepki doğurur. Dalga dalgayı büyütür. Ev artık bir yaşam alanı değil, iki kimliğin çarpışma alanıdır.

İkisi de zamanda olduğu için:

• Beklenti vardır.

• Olması gereken vardır.

• Kıyas vardır.

• Onur kırılmaları vardır.


“Ben daha çok fedakârlık yaptım.” “Sen beni hiç anlamıyorsun.” İlişki yaşanmaz; ilişki üzerinden kimlikler savunulur. Böyle bir ortamda sevgi bile yük taşıyabilir. Yakınlık, kaybetme korkusuyla karışır. Sözler niyetinden çok geçmişe göre yorumlanır. 


İki bilinç de zamanda ise kimse seyirde değildir. Kimse dalgayı tutmaz.

Her dalga karşılık bulur. Sonuç genellikle üç yönde ilerler:

1. Sürekli gerilim ve yorgunluk.

2. Sessiz mesafe ve içe kapanma.

3. Ya da bir kırılma noktası sonrası konum sorgulaması.


Çünkü iki zaman karşı karşıya geldiğinde, yük birikir. Gerçek sorun olaylar değildir. Sorun konumdur.


Aynı evde iki zaman varsa ilişki, yük üretmeye eğilimlidir. Ta ki taraflardan biri şunu fark edene kadar: Ben olayı değil, konumumu yaşıyorum. O farkındalık gelmediği sürece ev, kimliklerin çarpıştığı bir alan olmaya devam eder.


Mahmut Turut  2026

bottom of page