Bütünün olması gerekeni ile parçanın olması gerekeni farklı. Bilgi araçsa seyrediliyor demektir

Bütünün olması gerekeni ile parçanın olması gerekeni aynı değildir.
Bu ayrım yapılmadıkça, bilincin neden yük ürettiği de, neden hafiflediği de anlaşılamaz.
Parça için “olması gereken”, her zaman bir koşul içerir. Parça, kendisini merkeze aldığı için olanı yeterli bulmaz; ona bir yön verir, bir hedef yükler, bir sonuç bekler. Bu yüzden parçanın olması gerekeni geleceğe aittir. Henüz olmayan bir şeye dayanır. Bu da zaman üretir, beklenti üretir, yük üretir.
Bütün için ise “olması gereken” diye ayrı bir alan yoktur. Bütün açısından olan, zaten olması gerekendir. Çünkü bütün, kendisiyle çelişmez. Çelişki ancak parçada ortaya çıkar. Parça, bütünü göremediği için olanı eksik sayar ve tamamlamaya çalışır. Bu tamamlama çabası bilincin yüküdür.
Buradan bakıldığında, sorun “ne olduğu” değil, nereden bakıldığıdır.
Parçanın Olması Gerekeni: Müdahale ve Taşıma
Parçalı bilinçte kişi, yaşadığı her olayı kendi olması gerekene göre değerlendirir.
“Bu olmamalıydı.”
“Bu böyle bitmemeliydi.”
“Bu bana göre yanlış.”
Bu cümlelerin ortak noktası şudur: Bilinç, bütünden değil parçadan konuşur. Parça, bütünü kendi ölçüsüne göre ayarlamak ister. Bu nedenle akış yaşanmaz; taşınır. Geçmiş düzeltilmeye, gelecek garanti altına alınmaya çalışılır.
Parçanın olması gerekeni, bilincin yüküdür.
Bütünün Olması Gerekeni: Müdahalesiz Seyir
Bütünsel bilinçte ise “olması gereken” diye bir hedef yoktur. Çünkü bütün, zaten işleyiştir. Olanı düzeltmeye çalışmaz; olanı görür. Burada görmek, bilmek değildir. Görmek, anlamlandırmadan temas etmektir.
Bu noktada kişi pasif değildir; fakat müdahaleci de değildir. Bilinç, akışa karışmaz. Akışı yönlendirme ihtiyacı duymaz. Çünkü bütünden bakıldığında akışın kendisi zaten düzendir.
Bu yüzden bütünsel bilinçte olay, yük olmaz; oluş olur.
Bilgi Araçsa, Seyir Vardır
“Bilgi araçsa seyrediliyor demektir” cümlesi, bilginin ontolojik yerini net biçimde tanımlar.
Parçalı bilinçte bilgi amaçtır. Kimliktir. Güvencedir. Bilgiye tutunulur. Bu yüzden bilgi yük olur. Bilgi arttıkça özgürlük artmaz; çoğu zaman azalır. Çünkü bilgi, bilinci temsil eder hâle gelir.
Bütünsel bilinçte ise bilgi yerli yerindedir. Bilgi vardır ama merkez değildir. Gerektiğinde kullanılır, gerektiğinde bırakılır. Bilinç bilgiyle özdeşleşmez. Bu durumda bilgi artık seyredilen bir unsurdur; bilinci yöneten bir güç değildir.
Bilgi araç hâline geldiği anda şu gerçekleşir:
•Bilinç bilgiye yaslanmaz
•Bilinç bilgiyi taşımak zorunda kalmaz
•Bilinç bilgiyi seyredebilir
Seyir varsa özdeşleşme yoktur. Özdeşleşme yoksa yük yoktur.
Sonuç
Parçanın olması gerekeni, bilinci zamana bağlar.
Bütünün olması gerekeni, bilinci zamansızlığa yerleştirir.
Bilgi amaç olduğunda bilinç parçadadır.
Bilgi araç olduğunda bilinç bütündedir.
Bu nedenle, bilgiye sahip olmak değil; bilgiyle özdeşleşmemek özgürleştirir.
Ve bilinç, bilgiyi seyrettiği ölçüde, bütünden bakmaktadır.
Mahmut Turut 2025