Ben Kimdir?

İnsan “ben” dediğinde aslında tek bir şeyi değil, üç farklı katmanın karışımını ifade eder. Bunlar beden, zihin ve bilinçtir. Fakat bu üçü aynı şey değildir.
Beden yürür, yer, hastalanır ve iyileşir. Ancak beden sürekli değişir. Çocukluktaki beden yoktur, gençlikteki beden değişmiştir, şimdi başka bir haldedir. Değişen bir şey kalıcı ben olamaz.
Zihin düşünür, karar verir, yorum yapar ve kimlik oluşturur. “Ben doktorum”, “Ben başarılıyım”, “Ben iyi biriyim” gibi ifadeler zihnin ürettikleridir. Ancak bunların hepsi değişebilir. Dün başka düşünülürken bugün başka düşünülebilir. Değişen bir şey gerçek ben olamaz.
Bilinç ise görür ve fark eder. Hem bedeni hem zihni izler. Düşünceyi de görür, duyguyu da görür, bedendeki ağrıyı da görür. Ve en önemlisi kendisi değişmez, sadece görür.
Buradaki kritik nokta şudur: Eğer bir şeyi görebiliyorsan, o sen değilsin. Düşünceyi görüyorsan düşünce sen değilsin. Bedeni görüyorsan beden sen değilsin. Duyguyu görüyorsan duygu sen değilsin.
O halde “ben”, gören taraftır. Fakat bu bir kavram değil, bir deneyimdir.
Bilinç yerinde değilse kişi bedenle, zihinle ve duygularla karışır. “Ben hasta oldum”, “Ben başarısızım”, “Ben üzgünüm” gibi ifadeler ortaya çıkar. Bu durumda özdeşleşme olur ve yük başlar.
Bilinç yerindeyse kişi bedende ağrı olduğunu, zihinde düşünce olduğunu ve duyguda hareket olduğunu görür. “Ben bunlar değilim” demesine bile gerek kalmaz, çünkü zaten görüyordur.
Sonuç olarak “ben”, yaşayan değil gören taraftır. Yaşayan bedendir, düşünen zihindir, gören bilinçtir.
Beden yaşar, zihin anlatır, bilinç görür. Ben, gören taraftır.
Mahmut Turut 2025