Bilgi ve Kölelik: Bilincin Yeri

Bilincin yerinde değilse kölesin hatta dünyanın bütün bilgisini sahip olsan bile.
Bilincin yerinde olmaması, bilginin azlığıyla ilgili değildir.
Aksine, insan dünyanın bütün bilgisine sahip olabilir;
yine de bilinci yerinde değilse köledir.
Çünkü kölelik, dışsal bir güç tarafından yönetilmekten önce,
bilincin kendi konumunu yitirmesidir.
Bilincin parçada durduğu hâlde insan, yaşananları sahiplenir, bilgiyi kimlik hâline getirir ve kendini zamanın içine hapseder. Bu durumda bilgi artar; fakat özgürlük derinleşmez.
Bilgi, bilincin merkezine yerleştiğinde yön olmaktan çıkar, yük olur.
İnsan bildiklerini taşır, savunur, korur.
Bu savunma hâli, düşünceyi genişletmez; bilinci daraltır.
Bilgi çoğaldıkça korku azalmaz; yalnızca daha karmaşık gerekçeler üretir.
Bilincin yerinde olmadığı hâlde bilgi, insanı özgürleştirmez;
aksine onu daha incelikli bağlarla bağlar.
Çünkü kişi artık olaylara değil, bildiklerine bağımlıdır.
Doğruya, yanlışa, geçmişe, geleceğe, kimliğe…
Bu bağımlılık, en derin kölelik biçimidir.
Bilincin yerinde olduğu hâlde ise bilgi merkezde durmaz.
Bilgi vardır; fakat sahiplenilmez.
Gerektiğinde ortaya çıkar, işlev görür ve geri çekilir.
Bu hâlde bilgi, zincir değil; anahtar olur.
Özgürlük, bilginin yokluğu değildir.
Özgürlük, bilginin yerini bilmedir.
Bilincin yerinde olduğu yerde insan, ne bildiklerinin esiridir ne de bilmediklerinin korkusunda yaşar.
Sonuç olarak kölelik, bilgisizlikten doğmaz.
Kölelik, bilincin yerini unutmasından doğar.
Dünyanın bütün bilgisine sahip olabilirsin;
bilincin yerinde değilse, yine kölesin.
Mahmut Turut-2026