Bilginin Merkezleşmesi ve Bilincin Yeri

Bilgi, araç olması gerekirken neden merkeze yerleşir?
Neden bilgiyi merkez yapar, değerlerle zihnimizi ütüleriz?
Çünkü bilincimiz fenomenlerin arasındadır.
Bilgi, doğası gereği bir araçtır. Görünümü tanımak, ilişkilendirmek ve gerektiğinde müdahale etmek için üretilir. Akıl bu işi yapar. Bilgi, iş gördüğü sürece anlamlıdır; işini bitirdiğinde geri çekilmesi gerekir. Ancak bilinç parçada durduğunda bu geri çekilme gerçekleşmez.
Bilinç fenomenlerin arasındayken, olan yük hâline gelir. Yük ise merkez ister. Bilinç, yükü doğrudan taşıyamadığında, taşıma işini bilgiye devreder. Bilgi bu noktada araç olmaktan çıkar, dayanak olur. Artık bilgiyle yaşanır, bilgiyle düşünülür, bilgiyle karar verilir. Bilgi merkezleştiği anda, bilinç kendi yerinden düşmüştür.
Değerler burada devreye girer. Değerler, bilginin etrafına örülen düzeneklerdir. Doğru–yanlış, iyi–kötü, gerekli–gereksiz ayrımları; yükün dağılmaması için zihni sürekli baskı altında tutar. Bu baskı, bir koruma değildir; bir ütüleme hâlidir. Zihin düzleştirilir, sertleştirilir, esnekliğini kaybeder. Amaç, yükün taşınabilir kalmasıdır.
Bu nedenle biz bilgiyi merkeze koyarız. Çünkü bilincimiz merkezde değildir. Bilinç yerinde durmadığında, onun boşluğunu bilgi doldurur. Bilgi bu boşluğu dolduramaz; ama dolduruyormuş gibi yapar. Bu yüzden daha çok bilgi, daha çok değer, daha çok açıklama üretilir. Yük hafiflemez; sadece daha düzenli hâle gelir.
Bilinç yerinde olduğunda ise bilgi kendiliğinden araç olur. Merkez olmasına gerek kalmaz. Değer çağrılmaz, ütüleme sona erer. Bilgi vardır ama konuşmaz. Gerektiğinde kullanılır, sonra geri çekilir. Bilinç, bilgiyi taşımaz; bilgiyi seyreder.
Bu yüzden sorun bilginin varlığı değildir.
Sorun bilginin merkeze alınmasıdır.
Bilgi merkeze alınıyorsa, bilinç fenomenlerin arasındadır.
Bilgi araç olduğunda ise bilinç yerindedir.
Bilgiyi merkeze koymamızın sebebi,
bilincin kendi yerinde durmamasıdır.
Mahmut Turut
2026