Bilgiyle Yaşamak ve Seyri Kaçırmak

Yetmiş yıldır bize bilgi dayatıldı.
Okulda, sokakta, ekranda, kitapta…
Bilgi kutsallaştırıldı; merkez yapıldı.
Hayatın kendisi geri plana itildi.
Artık bilgiyle yatıyor, bilgiyle kalkıyoruz.
Bilgiyi taşıyoruz, bilgiyi savunuyoruz,
bilgiyi kimliğimiz sanıyoruz.
Ama yaşamıyor, sadece taşıyoruz.
Bilgi, aslında bir araçtı.
Ama biz onu merkez yaptık.
Merkez olunca bilgi ağırlaştı;
ağırlaştıkça bilinç yerinden kaydı.
Bilgi zamana aittir.
Geçmişten gelir, geleceğe uzanır.
Hep anlatır, açıklar, gerekçelendirir.
Ama olanı göstermez.
Seyir ise zamansızdır.
Açıklamaz, savunmaz, yüklemez.
Olanı olduğu gibi bırakır.
Bilincin araya girmediği yerdir.
Biz bilgiyi yaşamaya çalıştık.
Bilgiyle mutlu olmayı,
bilgiyle doğru olmayı,
bilgiyle “iyi” insan olmayı denedik.
Ama bilgi yaşanmaz; bilgi taşınır.
Seyir fark edilmediği sürece
hayat anlatıya dönüşür.
Anlatı çoğaldıkça yük artar.
Yük arttıkça yaşam uzaklaşır.
Sorun bilginin yanlışlığı değil.
Sorun bilginin yerini kaybetmesi.
Merkezde bilgi varsa,
seyir görünmez olur.
Seyir kaybolduğunda
hayat kaçırılır.
İnsan yaşadığını sanır
ama sadece hatıra biriktirir.
Seyir geri geldiğinde
bilgi yerini bulur.
Araç olur, merkez olmaz.
O zaman bilgi yük olmaktan çıkar,
hayat yeniden yaşanır.
Çünkü hayat bilgiyle değil,
seyirle olur.
Mahmut Turut-2026