Bilinç, kendinin olan olmadığını fark eder;
geri çekilir, seyir başlar.

Olan, bilincin ürettiği değildir.
Olan, bilincin taşıdığı da değildir.
Olan, bütüne ait akıştır.
Bilinç, kendini olanla karıştırdığında
taşıma başlar.
Taşıma başladığında hayat yük olur,
anlatıya, hatıraya, beklentiye dönüşür.
Fark ediş anında bir şey yapılmaz.
Müdahale yoktur.
Sadece geri çekilme vardır.
Bu geri çekilme kaçış değildir;
bilincin yerine gelmesidir.
Bilinç, olanın içine girmekten vazgeçer,
onu karşısına da almaz.
Aradan çekilir.
Aradan çekilince boşluk oluşmaz.
Açıklık açılır.
O açıklıkta olan akmaya devam eder,
ama artık taşınmaz.
Seyir bu noktada başlar:
Bilinç, olanı düzeltmez,
yargılamaz, sahiplenmez.
Sadece görür.
Görme, bilmenin üstündedir.
Çünkü bilmek taşır,
görmek özgür bırakır.
Bu yüzden seyir bir hâl değil,
bir konumdur.
Bilincin kendini olan sanmaktan vazgeçtiği
yerin adıdır.
Bilinç geri çekildiğinde hayat durmaz;
hayat ilk kez yük olmaktan çıkar.
Mahmut Turut-2026