top of page

Bilinç, olanın kendisi olmadığını fark ettiğinde
— ya da olanı olduğu gibi görmeye başladığında —
yük düşer.

Olduğu gibi görme seyir olur.

Olan, bilincin ürettiği değildir.

Olan, bilincin taşıması gereken bir şey de değildir.

Olan, bütüne ait akıştır.

Bilinç kendini olan sandığında

olayın içine girer,

akışı sahiplenir,

zamanı sırtına alır.

Bu noktada hayat, yaşanan olmaktan çıkar;

taşınan hâle gelir.

Fark ediş anında bir müdahale yoktur.

Bir şey yapılmaz.

Sadece bir yanılgı çözülür:

Bilinç, kendinin olan olmadığını görür.

Bu görme, düşünsel bir kavrayış değildir.

Bir açıklıktır.

Yorum eklenmez, anlam yüklenmez.

Olan, olduğu gibi kalır.

İşte bu noktada yük düşer.

Çünkü yük, olana değil;

bilincin karışmasına aittir.

Olduğu gibi görme,

seyirdir.

Seyirde bilinç geri çekilmiştir.

Ne reddeder ne sahiplenir.

Sadece açıktır.

Seyir, pasiflik değildir.

Seyir, bilincin aradan çekilmesidir.

Hayat durmaz;

hayat, ağırlığını kaybeder.

Bu yüzden:

•Olan değişmez

•Bilinç yerini bulur

•Yük düşer

Ve insan, ilk kez

hayatı taşımadan yaşar.

Mahmut Turut-2026

bottom of page