Bilinç Evdeyken Zihin Çalışır

İnsanın doğası bütündür.
Bu bütünlük, bir şey eklenerek değil;
olanın olduğu gibi görülmesiyle yaşanır.
İnsan olanı görüntü boyutunda görür.
Görüntü, olanın kendisidir.
Eksik değildir.
Tamdır.
Görüntüde kalmak, zihni susturmak değildir.
Zihin devreye girer.
Hesap yapar, karşılaştırır, yorumlar, yargılar üretir.
Bu, zihnin doğasıdır.
Ama belirleyici olan şudur:
Bilinç, bu sürece katılmaz.
Bilinç evde kalır.
Yani:
•zihnin yargılarına girmez
•hesaplarla özdeşleşmez
•yorumları “ben” yapmaz
Zihni araç olarak görür.
Zihin çalışır,
ama merkez olmaz.
Bilgi üretir,
ama hayatın yerine geçmez.
Bu durumda insan:
•görüntüyü yaşar
•bilgiyi kullanır
•ama yük taşımaz
Çünkü yük, zihnin çalışmasından değil;
bilincin zihnin ürettikleriyle özdeşleşmesinden doğar.
Bilinç yerinde kaldığında
zihnin yargıları geçer gider.
Tutulmaz.
Devam ettirilmez.
Kimlik yapılmaz.
İnsan böylece:
•hem yaşar
•hem bilir
•hem yapar
•ama taşımadan yapar
Bu hâlde bilgi yüksüzdür.
Yorum bağlayıcı değildir.
Yargı belirleyici olmaz.
İnsanın bütünlüğü de burada korunur.
Çünkü bütünlük,
zihnin durması değil;
bilincin yerini terk etmemesidir.
Bilinç evdeyse,
zihin misafirdir.
Ve misafir,
ev sahibi sanılmadığında
yük oluşmaz.
Mahmut Turut
2026