top of page

Dilin Söylediği ve Bilincin Sessizliği

Dilin Söylediği ve Bilincin Sessizliği
00:00 / 01:04

Dil, çoğu zaman zihnin söyledikleridir. İnsan konuşurken kavramlara başvurur, cümleler kurar, tanımlar yapar. Bu alan zihnin alanıdır. Zihin bildiğini ifade eder; gördüğünü değil, çoğu zaman bildiğini konuşur. Bu yüzden dil, zihnin dışa vurduğu yapıların taşıyıcısıdır.

Fakat her şey dile gelmez. İnsan bazen bir şeyi hisseder ama tam olarak ifade edemez. Bazen bir durumu anlar ama kelimelere dökemez. İşte burada bilincin alanı açılır. Çünkü bilincin gördüğü her şey dile sığmak zorunda değildir. Bilinç, kelimenin ötesinde fark eder.

Bu nedenle dilin söyleyemedikleri, eksiklik değil; başka bir boyutun işaretidir. Orada konuşan şey, zihnin kurduğu cümleler değil; bilincin fark edişidir. Bu fark ediş, kavramdan önce gelir ve çoğu zaman kavramdan daha derindir.

Ancak bu alan herkes için aynı açıklıkta değildir. Çünkü bilincin fark edebilmesi, onun açıklığına bağlıdır. Farkındalık arttıkça insan sadece söyleneni değil, söylenemeyeni de sezmeye başlar. Kelimenin arkasındaki yönü, sessizliğin içindeki anlamı ve ifadenin ötesindeki durumu fark eder.

Bu yüzden denebilir ki: Dil zihnin söyledikleridir; bilinç ise çoğu zaman söylemeden görür. Söylenen anlaşılır; fakat asıl derinlik, söylenemeyenin fark edilmesiyle açılır.

En sade hâliyle:

Zihin konuşur,

bilinç görür.

Dil anlatır,

farkındalık sezdirir.

— Mahmut Turut

bottom of page