Doğru Anlamın Şartı: Önce Görmek

Doğru anlamlandırabilmek için önce görmek gerekir. Çünkü insan ancak gerçekten gördüğü şeyi sağlıklı bir şekilde anlamlandırabilir. Eğer görmeden anlam vermeye kalkarsa, çoğu zaman olanı değil, zihnin eklediği yorumları anlamlandırır. Bu da gerçeğin karışmasına ve anlamın bozulmasına yol açar.
Görmek ise sadece bir parçayı fark etmek değildir. Asıl görme, bütünü fark edebilmektir. Parçaya takılan bir bakış, çoğu zaman eksik kalır. Çünkü parça tek başına görüldüğünde, zihnin korkuları, beklentileri, alışkanlıkları ve hazır yargıları hemen devreye girer. O zaman insan olanı değil, kendi zihninin karıştırdığı hali yaşamaya başlar. Böyle bir durumda verilen anlam da tam ve doğru olmaz.
Bu yüzden doğru anlamın temeli, bütünün görülmesidir. Bütün görülmeden yapılan anlamlandırma çoğu zaman acele bir yorumdan ibaret kalır. Oysa bilinç yerinde olduğunda insan önce olanı görür, sonra o görüleni anlamlandırır. Böylece anlam, zihnin karışımından değil, açık bir görmeden doğar.
Bilincin yerinde olması burada belirleyicidir. Çünkü bilinç yerinde değilse, zihin merkez olur ve olanın üzerine kendi eklemelerini koyar. Bilinç yerinde olduğunda ise insan parça ile bütünü, fenomen ile yorumu, olan ile ekleneni daha açık biçimde ayırt edebilir. Bu ayrım açıldığında anlam da daha doğru hale gelir.
Kısacası doğru anlamlandırmak için önce görmek gerekir. Görmek ise bütünü fark etmeyi gerektirir. Bunun için de bilincin yerinde olması şarttır. Çünkü ancak yerinde bir bilinç, olanı olduğu gibi görüp ona doğru anlam verebilir.
Mahmut Turut