Egosal Yaşam ve Bütünsel Bilincin Azınlığı

İnsanların büyük çoğunluğu egosel yaşamda kalır.
Bu durum bir ahlaki yetersizlik ya da kişisel başarısifa eksikliği değildir.
Bu, bilincin çoğunlukla parçada konumlanmasıyla ilgilidir.
Egosel yaşam, bilincin oluşla özdeşleştiği hâlidir.
Bu hâlde insan, yaşananları kendine bağlar, olanı taşır ve hayatı bir tamamlanma süreci gibi yaşar.
Zaman baskı olur, beklenti artar, eksiklik hissi süreklilik kazanır.
Bu yüzden egosel bilinç, sürekli bir “sonra” hâlinde yaşar.
Bütünsel ya da evrensel bilinç ise azınlıkta görülür.
Çünkü bu bilinç bir kazanım değil;
bilincin yerini fark etmesiyle ortaya çıkan bir hâldir.
Bu fark ediş, egoyu güçlendirmez; çözer.
Ve ego çözüldüğünde, insan artık alışık olduğu referansları kaybeder.
Egosel bilinç, güvenlik ister.
Tanım ister, kimlik ister, kontrol ister.
Bütünsel bilinç ise belirsizliği tehdit olarak görmez.
Çünkü parça merkez olmaktan çıkmıştır;
bütün zaten vardır.
Bu yüzden çoğunluk egosel yaşamda kalır.
Çünkü bu yaşam tanıdıktır, öğretilebilir, aktarılabilir.
Toplumlar, eğitim sistemleri ve kültürel yapılar egosel bilinci yeniden üretir.
Kimlikler, roller ve başarı ölçütleri bu yapının içinde anlam kazanır.
Bütünsel bilinç ise öğretilemez.
Aktarılamaz.
Ancak fark edilebilir.
Bu fark ediş, bir üstünlük sağlamaz.
Aksine, merkezi ortadan kaldırır.
Bu yüzden bütünsel bilinçte yaşayanlar azınlıkta kalır;
çünkü bu hâl, insanın kendine tutunduğu yerden vazgeçmesini gerektirir.
Sonuç olarak insanlığın büyük bölümü egosel bilinçte yaşar.
Bu bir kusur değil; bilincin doğal eğilimidir.
Bütünsel bilinç ise nadirdir;
çünkü nadir olan, yerini fark etmektir.
Mahmut Turut-2026