Fenomenlerde olması gerekeni aramıyorsan, bütünsel bilinçtesin.

Fenomenlerde “olması gereken”i aramak, bilincin parçaya yerleştiğinin göstergesidir. Parçalı bilinç, gördüğünü eksik sayar; gördüğüyle kendi beklentisi arasında mesafe kurar ve bu mesafeyi kapatmaya çalışır. Bu çaba, zamanı sırtında taşımaktır: geçmişin telafisi, geleceğin düzenlenmesi hep buradan doğar.
Bütünsel bilinçte ise arayış yoktur. Çünkü bütünsel bilinç, olanla çelişmez. Fenomeni, bütünden kopuk bir olay olarak değil; bütünün zamandaki görünümü olarak seyreder. Bu seyirde “doğru–yanlış”, “eksik–tam” ölçütleri askıya alınır. Fenomen, olması gerekenin gerçekleşmiş hâli olarak görülür.
Olması gerekeni aramamak, kayıtsızlık değildir; aksine, en derin temas biçimidir. Yargıdan arınmış bir temas. Bilinç, fenomenin üzerine eğilip onu düzeltmeye kalkmaz; geri çekilir ve yerini hatırlar. Yerini hatırlayan bilinç, yük üretmez. Çünkü yük, olması gerekenle olan arasındaki çatışmadan doğar.
Bütünsel bilinçte fenomenler mesaj değildir; manzaradır. Anlatmaz, işaret etmez, çağırmaz. Olduğu gibi durur. Bilinç de olduğu yerde durur. Bu iki duruşun çelişmemesi, bütünsel bakıştır. Burada aranan hiçbir şey kalmaz; çünkü arayan ortadan kalkmıştır.
Mahmut Turut, 2025