Yolun Sağında Yürüyen Bilincin Hikmeti

Yolda yürürken karşıma biri çıkar; çokluğun koyduğu kural bellidir: Sağdan yürünür.
Fakat o, biçimin kuralına uymaz ve tam karşımdan bana doğru gelir.
Zahiren bakıldığında “yanlış yapan” odur; fakat hakikatte yanlış yapan yalnızca biçimdir, öz değildir.
Ben dururum, geri çekilmem; sadece akışa kapı açarım.
Ne öfkelenirim ne de hüküm veririm.
Çünkü bilirim ki:
Toplumsal kurallar gölgenin düzenidir;
hakikatin düzeni ise özün akışıdır.
Benim geri çekilişim bir zayıflık değil,
özün akışıyla uyuşma hâlidir.
O adama yol verişim, gölgesine değil özüne gösterdiğim saygıdır.
Zira Hak, mahlûka görünürde biçimle değil, içeride özle nazar eder.
Birlik bilincinde olan kişi, karşısındakinin davranışını değil,
o davranışın ardındaki hakikat nefesini görür.
Biçim düzensiz olabilir; fakat öz daima düzenlidir.
Ve insan, öze baktığında başkalarının karmaşasını üzerlerine almaz;
onların gölgeleri kendi varlığının sahnesi olmaz.
Orada, yolun ortasında, fark ederim:
Benim yaptığım şey ona yol vermek değil,
özün akışına yol vermektir.
Çünkü;
• Gölge ile savaşılmaz, sadece görülür.
• Biçimle çekişilmez, sadece akışa bırakılır.
• Hakikat karşıdan gelene değil, içten gelene uyar.
Benim yürüyüşüm dışarıda değil, içimdedir.
Adımım asfalta değil, özün sessizliğine düşer.
Karşımdan gelen beden değil, onun içindeki unutulmuş özdür.
Birlik bilincinin özü şudur:
“Ben, senin gölgende değil, özünde buluşurum.”
O gün ben o adama değil, özüne yol verdim.
Çünkü hakikat yolunda yol vermek değil, yol olmak gerekir.
Ve ben, özün yolunda bir adım daha attım.
Mahmut Turut 2025