top of page

Görmek ve Fark Etmek

Olduğu gibi gördüğümüz her şey bütündür.

Çünkü “olduğu gibi” görmek, ayırmadan görmektir. Ayırma olmadığında parça da yoktur. Parça, olanın kendisinde değil; bilincin ayırıcı faaliyetinde ortaya çıkar.

Biz parçayı duyumlarla görürüz.

Duyum, seçer. Göz bir rengi, kulak bir sesi, beden bir teması öne çıkarır. Duyumların doğası ayıklamaktır. Bu yüzden duyumla görülen her şey, zorunlu olarak parçadır. Ön plan–arka plan ayrımı burada başlar.

Bütünü ise duyumlarla görmeyiz.

Bütün, duyumların toplamı değildir. Bütün, duyumların ayırıcı işlevi durduğunda fark edilir. Bu nedenle bütün, görülen değil; fark edilendir.

Fark etmek, ayırmamak demektir.

Ayırmayan bilinç, olanı karşısına almaz. Karşısına almadığında, nesne de üretmez. Nesne üretilmediğinde, olan kendi bütünlüğü içinde kalır.

Bu yüzden bütün, sonradan ulaşılan bir genişlik değildir.

Bütün, bilincin geri çekildiği yerde kendiliğinden belirir. Parça parça görülen şeyler, ayırma düştüğünde artık parça değildir; olduğu gibi olandır.

Olduğu gibi görmek, eklememektir.

Eksiltmemektir.

Düzeltmemektir.

Bu hâlde görünen şey, zaten bütündür.

Parça, duyumla görünür.

Bütün, farkındalıkta belirir.

Mahmut Turut-2026

bottom of page