Her Şey Kendimizi Görmek İçin Bir Fırsattır

Hayatta karşılaştığımız hiçbir şey rastlantı değildir; fakat bu, olayların dışsal bir kader tarafından önceden planlandığı anlamına da gelmez. Karşımıza çıkan her durum, her insan, her söz ve her sessizlik; esasen kendimizi görmemiz için önümüze konmuş bir aynadır. Biz çoğu zaman bu aynaya bakmak yerine, aynadaki yansımayı suçlamayı ya da değiştirmeyi tercih ederiz. Oysa değişmesi gereken, aynanın karşısında duran bakıştır.
İnsan, başına geleni genellikle dış dünyaya bağlar. Olayları, kişileri, şartları sorumlu tutar. Böylece bilinç, kendini merkeze almaktan kaçınır. Fakat dikkatle bakıldığında görülür ki; bizi rahatsız eden şey olayın kendisi değil, o olaya nereden baktığımızdır. Aynı durum bir başkası için sıradan, hatta önemsiz olabilirken, bizde büyük bir yük hâline gelebilir. Bu fark, olayın niteliğinden değil, bilincin durduğu yerden kaynaklanır.
Her karşılaşma, bilincin kendi yerini fark etmesi için bir çağrıdır. Öfkelendiğimizde, kırıldığımızda, savunmaya geçtiğimizde ya da haklı çıkma ihtiyacı duyduğumuzda aslında bir şey bize şunu söyler: “Şu an bilincin parçaya yaslanmış durumda.” Aynı şekilde sükûnet, kabulleniş ve içsel açıklık da bilincin yerinde olduğunun işaretidir. O hâlde yaşanan hiçbir deneyim boşa değildir; her biri, bilincin nerede durduğunu gösteren bir işarettir.
Hayat bu yönüyle bir öğretmen değil, bir gösterendir. Öğüt vermez, açıklama yapmaz, ikna etmeye çalışmaz. Sadece gösterir. İnsan görmek istemezse, en açık işaret bile görünmez olur. Görmek istemek ise zihinsel bir çaba değil, içsel bir açıklık hâlidir. Bu açıklık oluştuğunda, kişi artık olaylarla savaşmaz; onları anlam yüküyle değil, farkındalıkla seyreder.
Kendimizi görmek, kendimizi yargılamak değildir. Aksine, yargının düştüğü yerde gerçek görme başlar. İnsan kendini gördükçe hafifler; çünkü yük, olaylarda değil, özdeşleşmededir. Özdeşleşme çözüldüğünde, hayat olduğu gibi akar. O zaman sevinç de acı da aynı yerden geçer, ama hiçbirisi iz bırakmaz.
Bu yüzden her şey —en zor anlar bile— kendimizi görmek için bir fırsattır. Kaçtığımız her şey bizi kendimizden uzaklaştırır; kaldığımız ve baktığımız her şey ise bizi kendimize yaklaştırır. Hayat bize sürekli aynı soruyu sorar: “Şu an nereden bakıyorsun?” Bu soruya dürüstçe verilen her cevap, insanı biraz daha özgürleştirir.
Mahmut Turut – 2025