Her şeyi olduğu gibi görmek, bütünsel bakmakla mümkündür

Çünkü tek bir bütün vardır.Kıyaslayacak bir şey yoktur,ötekileştirilecek bir şey yoktur
Her şeyi olduğu gibi görememenin nedeni, görülen şeylerin eksikliği değil; bakan bilincin bölünmüşlüğüdür. Parçalı bilinç, çokluk içinde yaşar ve çokluğu gerçek sanır. Bu çokluk algısı, zorunlu olarak kıyas üretir. Kıyas ise ayrımı doğurur. Ayrım başladığı anda “ben” ve “öteki” ortaya çıkar. Böylece görülen şey artık olduğu gibi değil, karşılaştırıldığı şeye göre görünür.
Bütünsel bakışta bu mekanizma çözülür. Çünkü bütünsel bakışta tek bir bütün vardır. Tek olan yerde karşıt yoktur; karşıtın olmadığı yerde kıyas da yoktur. Kıyasın olmadığı yerde yargı oluşmaz. Yargının olmadığı yerde ise yük doğmaz. İşte “olduğu gibi görmek” bu yükten arınmış görmedir.
Parçalı bilinç, her şeyi başka bir şeye göre konumlandırır:
Bu iyi–şu kötü, bu doğru–şu yanlış, bu bizden–şu öteki.
Bu bakış, varlığı sürekli ölçer ve düzeltmeye çalışır. Oysa bütünsel bakışta ölçü yoktur; çünkü ölçü, iki şey gerektirir. Bütünsel bakışta iki yoktur. Olan, tek bir oluşun farklı görünümleridir.
Bu nedenle bütünsel bilinçte “öteki” diye bir şey ortaya çıkmaz. Öteki, yalnızca parçanın merkez olduğu yerde mümkündür. Merkez kalktığında, ötekilik de kendiliğinden düşer. Geriye sadece bütünün kendi içindeki hareketi kalır. Bu hareket ne tehditkârdır ne de savunulması gereken bir şeydir. Sadece olandır.
Her şeyi olduğu gibi görmek, pasif bir kabulleniş değildir. Bu, varlığın kendi düzenine müdahale etmeme cesaretidir. Müdahale etmeyen bilinç, varlığı sırtında taşımaz. Taşımayan bilinç dinlenir. Bu dinlenme hâli, bilincin yerine dönmesidir.
Sonuç olarak:
Bütünsel bakışta dünya düzeltilmez, açıklanmaz, savunulmaz.
Dünya yerli yerinde görülür.
Kıyas yoktur, çünkü tek vardır.
Öteki yoktur, çünkü merkez yoktur.
Ve her şey, ilk defa gerçekten olduğu gibidir.
Mahmut Turut, 2025