top of page

İkna, İtaat ve Bilinç Düzeyleri

İkna, İtaat ve Bilinç Düzeyleri
00:00 / 01:04

Tüm eylemlerimizin arka planı, ait olduğumuz bilinç düzeyidir. İnsan ne yapıyorsa, nereden baktığına göre yapar. Parçalı bilinçte eylemin kaynağı dışarıdadır; bütünsel bilinçte ise içeridedir. Bu fark, insanın hem sözle kurduğu ilişkiyi hem de eylemin doğasını kökten değiştirir.

Parçalı bilinçte ikna vardır. Konuşma, kabul ve inanç bu bilinç düzeyinin temel araçlarıdır. Bir kişi ikna edilir, kabul eder ve bu kabul zamanla inanca dönüşür. Ancak bu inanç, bütünsel bilinçteki özsel anlamın yerini alır. Yani anlam dışarıdan alınmış bir kabulle ikame edilir. Bu nedenle ikna etmeye çalışan da, ikna edilmeye çalışan da aynı bilinç alanındadır: parçalı bilinç alanında. Burada herkes dışa bağımlıdır; nesnelere, otoritelere, söylemlere ve kabullere bağlıdır. Parçalı bilinç, başlı başına bir ikna alanıdır.

Bütünsel bilinçte ise ikna söz konusu değildir. Çünkü burada anlam vardır. Anlamın olduğu yerde iknaya gerek yoktur. Bütünsel bilinç, akla bağımlıdır; fakat bu, dışsal bir akla değil, kendini bilen akla bağımlılıktır. Bu bilinç düzeyinde teklik vardır; çokluk yoktur. İç ile dış arasında çatışma değil, tam bir denge hâli bulunur. Eylem, zorlamayla değil; oluşla ortaya çıkar. Anlam, eylemin kendisi hâline gelir.

“İnsanın içi dışı bir olmalı” sözü ancak bütünsel bilinçte gerçeklik kazanır. Çünkü yalnızca bu bilinç düzeyinde özsel bir anlam vardır. Parçalı bilinçte ise böyle bir bütünlük mümkün değildir; çünkü anlam yerini inanca bırakmıştır. Bu yüzden iç ve dış uyumu, parçalı bilinçte bir ideal olarak kalır; yaşantıya dönüşemez.

Benzer şekilde “itaat et, rahat et” sözü de bilinç düzeyine göre bambaşka anlamlar kazanır. Bütünsel bilinçte bu söz bütünüyle doğrudur. Çünkü burada itaat, akla itaattir; yani insanın kendi öz aklına yönelmesidir. Bu itaat, özgürlük üretir. Parçalı bilinçte ise aynı söz inanca dönüşür. Buradaki itaat, dış otoriteye itaattir ve bağımlılık doğurur. Aynı ifade, bir bilinç düzeyinde özgürlükken, diğerinde esaret olur.

“İtaat etmem” anlamı, bilinç seviyesine göre bir uçtan diğerine savrulur. Parçalı bilinçte itaat, boyun eğmektir; bütünsel bilinçte ise kendini bilmenin doğal sonucudur. Bütünsel bilince gelmek, kendi aklımıza itaat etmektir. Hatta kendi tabirimle, kendi aklımızın kölesi olmaktır. Bu, dışarıdan bakıldığında anlaşılması zor; içeriden yaşandığında ise son derece ulvi bir hâldir.

Bu hâl sözle aktarılamaz. Bilgisi aktarılabilir; fakat anlamı aktarılamaz. Anlam, ancak dinleyenin bilinç seviyesinde doğar. Bu doğuş, zihinsel değil; hücresel bir idraktir. Hissedilir, yaşanır ve ancak yaşandığında bilinir.

16 Haziran Cuma 2025 – Saat 09:39

Mahmut Turut

bottom of page