İnsanın Tek Dostu

Bu dünyada hiç kimsenin,
kendi bilincinin farkındalığından başka dostu yoktur.
Bu söz yalnızlığı anlatmaz;
aksine, insanın en derin yakınlığını işaret eder.
Dostluk genellikle dışarıda aranır:
insanlarda, ilişkilerde, paylaşımlarda.
Oysa dışarıdaki her bağ, bilincin bulunduğu yere göre şekillenir.
Bilinç parçada ise dostluk çıkar, ihtiyaç ve korku üzerine kurulur.
Bilinç yerinde ise dostluk zaten eksik değildir.
Kendi bilincinin farkındalığı,
insanın kendisiyle temas hâlidir.
Bu temas yoksa, bin kişi içinde de olsan yalnızsındır.
Bu temas varsa, tek başına olsan bile eksik değilsindir.
Başkalarıyla kurulan ilişkiler geçicidir.
Değişir, bozulur, kopar, dönüşür.
Ama bilincin kendi farkındalığı terk etmez.
Çünkü o bir ilişki değil, bir hâlidir.
Bu yüzden insanın en sadık dostu,
kendi bilincinin nerede durduğunu bilmesidir.
Bu farkındalık kaybolduğunda,
dünya kalabalık bir yabancılaşmaya dönüşür.
Bu farkındalık yerinde olduğunda,
dünya dostluk talep etmez.
“Herkes kendi bilincinin farkındalığıdır” demek,
herkes yalnızdır demek değildir.
Bu, herkesin kendi varoluşunun kaynağıyla temas hâlinde olabileceğini söylemektir.
Bu temas sağlandığında,
kimse kimseyi doldurmak zorunda kalmaz.
Dost arayan bilinç, eksiktir.
Dost olan bilinç, farkındalıktadır.
Ve farkındalıkta dostluk bir ilişki değil,
bir açıklık hâlidir.
İnsan kendine geldiğinde,
kimseyi tutmaz, kimseyi itmez.
Çünkü artık yalnız değildir;
ama başkasına da muhtaç değildir.
Bu dünyada,
insanın gerçek dostu bir başkası değil,
kendi bilincinin farkındalığıdır.
Ve bu farkındalık varsa,
dünya zaten yeterince yakındır.
Mahmut Turut – 2026