Kendi Sınırımı Görmeye Başladım

Yaşadığım bu süreç bana sadece zor bir dönem yaşatmadı; aynı zamanda kendimi daha derinden görme imkânı da verdi. Geriye dönüp baktığımda, bu zamanın bende aşama aşama işlendiğini fark ediyorum. İlk günlerde daha çok şok, dağılma ve sarsılma vardı. Sonraki dönemde suskunluk öne çıktı. Ardından kabullenme başladı. Bütün bunların içinden geçerken, son kısımda bilincimde daha belirgin hâle gelen bir şey oldu: kendi hayatımı ne kadar bağımlı bir yapının içinden yaşadığımı daha açık görmeye başladım.
Benim için asıl önemli olan da bu oldu. Çünkü bu süreçte sadece bir olay yaşamadım; kendi içimde daha önce bu kadar net görmediğim bir karanlıkla da karşılaştım. Bu karanlık, dışarıdan gelen bir şeyden çok, benim kendi yaşamımda fark etmeden taşıdığım bağımlı yapıydı. Onu görmeye başlamam, aslında kendime dair daha derin bir yüzleşme oldu.
Son günlerde geldiğim noktayı hayatımın gerçek anlamı gibi hissetmemin nedeni de bu. Çünkü bu durum bana kendi özgürlüğümün ne olduğunu daha açık gösterdi. Benim için özgürlük artık soyut bir düşünce değil; doğrudan doğruya kendi sınırımı bilmekle ilgili bir şey. Ve bugün şunu daha net hissediyorum: bu benim özgürlüğümdür, bu benim kesin sınırımdır. Bu sınırın ihlal edilmesi, benim kırmızı çizgimin aşılmasıdır.
Bu yüzden yaşadığım süreci artık sadece acı, sarsıntı ya da kayıp olarak görmüyorum. Aynı zamanda bunu, kendi sınırımı fark etmeme yol açan bir dönem olarak da değerlendiriyorum. Çünkü insan bazen en çok zorlandığı yerde, kendisi için vazgeçilmez olan şeyi daha net görüyor. Benim gördüğüm şey de bu oldu: insan kendi sınırını gördüğünde, kendine daha açık ve daha sahici bir yerden yaklaşmaya başlıyor.
Mahmut Turut 2025