Kendini Yaşamak Üzerine

İnsanın varlık serüveni, dışa yönelim ile başlar. Bilinç, başlangıçta fenomenlere dönüktür; gördüğünü, duyduğunu ve yaşadığını kendinde değil dışarıda temellendirir. Bu durum, ayrılık bilincinin evresidir. Kişi, kendi varlığını fenomenlerin gölgesinde arar ve bu arayış kendi özünden uzaklaşma hareketidir.
Ne var ki hakikat dışarıda değildir. İnsan, varlığın kaynağını dış dünyada aradıkça kendisinden daha da uzaklaşır. Bu uzaklaşmanın sona ermesi, bilincin yönünün değişmesiyle mümkündür. Bilinç, fenomenlerden Öze döndüğünde, yani dışarıdan içeriye yöneldiğinde, ayrılık bilgisi çözülür ve birlik bilgisi açığa çıkar. Bu dönüş, bilincin olgunlaşma eylemidir.
Geri dönüş tamamlandığında kişi artık kendisini yaşamaya başlar. Çünkü burada yaşayan, gören, bilen ve eyleyen varlık, fenomenlerin etkisiyle biçimlenmiş benlik değil; kendi öz varlığıdır. Kendini yaşamak, kişinin varlığını kendisinden başlatmasıdır. Dış nedenlerin değil, özde bulunan bilginin belirleyici olmasıdır.
Bu hali yaşayan kimseye bilge denir. Bilgelik, bilgi birikiminin çokluğu değil, bilincin kendi kaynağına dönmüş olmasıdır. Bilge, birlik bilincinde olan ve varlığın bütününü kendi özünde taşıdığını bilen kişidir. O artık fenomenleri anlamın kaynağı olarak değil, anlamın hatırlatıcıları olarak görür.
Kendini yaşamak, geriye dönmenin sonucudur. Geriye dönmek ise özün çağrısını duyan bilincin kendine yönelmesidir. Böylece insan, kendisini fenomenlerde kaybetmek yerine kendi hakikatiyle buluşur.
Sonuç olarak:
Kendini yaşamak, ayrılıktan birliğe geçiştir. Bu geçişi tamamlayan kişi bilgedir. Çünkü bilge, artık dışarıda değil, kendi özünde yaşamaktadır.
Mahmut Turut
9 Kasım 2025, Edirne