top of page

Kimlik Rol Üretir, Değer Yük Üretir

Kimlik Rol Üretir, Değer Yük Üretir
00:00 / 03:47

İnsan hayatında kimlik doğal olarak ortaya çıkar. İnsan büyüdükçe kendini çeşitli rollerle tanımlar: bir mesleği vardır, bir ailesi vardır, bir toplumun içinde yer alır. “Ben öğretmenim”, “ben esnafım”, “ben oyuncuyum” gibi ifadeler insanın kimliğini gösterir. Kimlik bu anlamda hayatın içinde ortaya çıkan bir roldür. İnsan bu rol aracılığıyla dünyayla ilişki kurar ve günlük hayatını sürdürür.


Kimliğin var olması tek başına bir sorun değildir. Çünkü kimlik yalnızca bir tanımdır. İnsan bir rolü yerine getirir, o rolün gereğini yapar ve hayat devam eder. Bir oyuncu oyun oynar, bir öğretmen ders anlatır, bir esnaf dükkânını açar. Bu durumda kimlik yalnızca hayatın içinde işleyen bir düzenin parçasıdır. Kimlik vardır ama zihinde bir ağırlık oluşturmaz.


Fakat kimlik bir noktada değerle birleştiğinde durum değişir. İnsan yalnızca “oyuncuyum” demekle kalmaz; “iyi bir oyuncu olmalıyım”, “her zaman kazanmalıyım”, “insanlar beni başarılı görmeli” gibi düşünceler üretmeye başlar. İşte burada kimlik artık yalnızca bir rol olmaktan çıkar ve kişinin kendini değerlendirdiği bir ölçü haline gelir. Kimlik değerle birleştiğinde zihinde olması gereken ortaya çıkar.


Olması gereken ortaya çıktığında zihin bu değeri korumaya çalışır. Bir eleştiri geldiğinde bu yalnızca bir söz olarak kalmaz; kimliğin değerine yönelmiş bir tehdit gibi hissedilebilir. Bir başarısızlık yalnızca bir sonuç değildir; kişinin kendini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Böylece fenomen kimliğin değer alanına değdiğinde zihinde bir gerilim oluşur. İşte bu gerilim yüktür.


Bu nedenle yükün kaynağı kimliğin kendisi değildir. Yük, kimliğin değerle birleşmesinden doğar. Kimlik rol üretir; değer ise bu role bir ölçü ve beklenti yükler. Zihin bu beklentiyi taşımaya başladığında insan yalnızca olanı yaşamaz; olması gerekeni de taşımaya başlar.


Eğer kimlik değerle birleşmemişse insan rolünü rahatça yaşayabilir. Bir oyuncu oyun oynar; kazanabilir ya da kaybedebilir. Oyun bittiğinde oyun da biter. Zihinde taşınan bir ağırlık oluşmaz. Çünkü kimlik yalnızca bir rol olarak kalmıştır.

Bu nedenle insan deneyiminde önemli bir gerçek ortaya çıkar: Kimlik rol üretir, değer yük üretir.

İnsan rolünü yaşayabilir; fakat rolünü değerle bağladığında onu taşımaya başlar. İnsan çoğu zaman bu farkı görmediği için yükün kaynağını, hayatın olaylarında arar. Oysa yük, çoğu zaman olaylarda değil, kimliğin değerle kurduğu bağdadır.


İnsanın özgürlüğü ise çoğu zaman bu bağın fark edilmesiyle başlar. Çünkü kişi bir noktada şunu görebilir: Kimlik hayatın içinde vardır, fakat kimliğin değerle birleşmesi zorunlu değildir. Bu görüldüğünde kimlik kalır ama yük hafifler. İnsan rolünü oynamaya devam eder; fakat artık onu taşımak zorunda değildir.


Mahmut Turut 2026

bottom of page