top of page

Kimlik ve Değer

Kimlik ve Değer
00:00 / 03:36

İnsan hayatında kimlik doğal olarak oluşur. İnsan büyüdükçe kendini belirli rollerle ve tanımlarla ifade etmeye başlar. Bir isim taşır, bir mesleği olur, bir aileye ait olur, toplum içinde çeşitli roller üstlenir. “Ben öğretmenim”, “ben babayım”, “ben esnafım” gibi ifadeler insanın hayatında ortaya çıkan kimlikleri gösterir. Kimlik, insanın dünyayla kurduğu ilişkide ortaya çıkan bir tanımlamadır. Bu nedenle kimliğin var olması doğaldır ve kaçınılmazdır.


Fakat kimlik tek başına yük üretmez. Kimlik yalnızca bir tanımdır. İnsan bir rolü yerine getirirken o rolü basit bir şekilde yaşayabilir. Bir öğretmen ders anlatır, bir esnaf dükkânını açar, bir oyuncu oyun oynar. Bu durumda kimlik yalnızca hayatın içinde ortaya çıkan bir işlevdir. Kimlik vardır ama zihinde bir ağırlık oluşturmaz.


Yükün ortaya çıkması için kimliğin değerle birleşmesi gerekir. İnsan bir kimliği yalnızca bir tanım olarak değil de kendi değerinin ölçüsü haline getirdiğinde yük oluşmaya başlar. “İyi bir öğretmen olmalıyım”, “başarılı bir iş insanı olmalıyım”, “herkes beni takdir etmeli” gibi düşünceler kimliğe değer yükler. Bu noktada kimlik artık yalnızca bir rol değildir; insanın kendini değerlendirdiği bir ölçüye dönüşür.


Kimlik değerle birleştiğinde zihin olması gereken üretir. Kişi kendisi için bir standart belirler ve bu standardı korumaya çalışır. Bir eleştiri geldiğinde bu yalnızca bir söz olarak kalmaz; kişinin değerini tehdit eden bir durum gibi hissedilebilir. Bir başarısızlık yalnızca bir sonuç değildir; kişinin kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Böylece fenomen kimliğin değer alanına değdiğinde yük ortaya çıkar.


Bu nedenle yükün kaynağı kimliğin kendisi değildir. Yük, kimliğin değerle birleşmesinden doğar. Kimlik varsa ama değerle bağ kurulmamışsa insan o kimliği rahatça yaşayabilir. Kimlik hayatın içinde bir işlev olarak var olur fakat zihinde taşınan bir ağırlığa dönüşmez. 


Bu nedenle şu ifade insan deneyimini açıklayan önemli bir gerçeği anlatır: Kimlik olsa bile değer yoksa yük oluşmaz. Yük, kimlik ile değer birleştiğinde ortaya çıkar. Çünkü zihin kimliği korumak, değeri sürdürmek ve olması gerekeni gerçekleştirmek ister. İnsan bu noktada yalnızca olanı yaşamaz; aynı zamanda olması gerekeni taşımaya başlar.


İnsanın özgürlüğü çoğu zaman bu ilişkinin fark edilmesiyle başlar. Çünkü kişi bir noktada şunu görebilir: Kimlik hayatın içinde vardır, fakat kimliğin değere bağlanması zorunlu değildir. Bu görüldüğünde kimlik kalır ama yük hafiflemeye başlar. Çünkü artık insan kimliği taşımak yerine, onu yalnızca hayatın içinde ortaya çıkan bir rol olarak yaşayabilir. 


Mahmut Turut 2026

bottom of page