Koştur Koştur Her Şey Boştur

“Koştur koştur her şey boştur.”
Bu söz, babamın ölmeden önce söylediği bir sözdür. Kısa, sade ve ilk bakışta herkesin söyleyebileceği türden görünür. Ama bazı sözler vardır; söylendiği anda değil, yaşandıktan sonra anlamını açar. Bu söz de benim için öyledir.
Bu cümleyi bugün duyduğumda, onu yalnızca hayata dair bir serzeniş olarak değil, bir fark edişin eşiğinde söylenmiş bir cümle olarak görüyorum. Babamın hayatına baktığımda, bu sözün ardında yorgunluk, yük ve taşınmış bir zaman duygusu olduğunu fark ediyorum. Sürekli bir koşu hali… Yapılması gerekenler, yetişilmesi gerekenler, eksik kalmaması gerekenler… Hayatın kendisi değil, hayatın ağırlığı yaşanmış gibiydi.
Ben bu sözden şunu çıkarıyorum: Babam, hayatını seyrederek yaşamamıştı. O, zamanın içinde, olayların içinde, yüklerin arasında kalmıştı. Bilinci çoğunlukla parçadaydı; yani olanı olduğu gibi görüp akmasına izin vermek yerine, onu taşıyor, anlam yüklüyor, olması gerekenle olan arasında sıkışıyordu. Bu sıkışmışlık, zamanla “koşturma”ya dönüştü. Koşturmak, aslında yetişememe duygusunun beden bulmuş hâlidir.
“Her şey boştur” derken, bence hayatın kendisini değil, yaşanan bu yüklü hâli işaret ediyordu. Boş olan hayat değildi; boş olan, bu koşunun kendisiydi. Çünkü seyredilmeyen bir hayat, insanı kendi özünden uzaklaştırır. Olanla temas kopar, geriye yalnızca yapılmışlıklar, yorgunluklar ve geç kalmışlık hissi kalır.
Seyir dediğim şey, hayatın durması değildir. Aksine, hayatın yük olmaktan çıkmasıdır. Bilinç yerinde olduğunda, fenomenler olay değil oluş olarak görünür. O zaman insan ne koşar ne de geri kalır; sadece akışta olur. Babamın sözü bana, onun bu noktayı geç fark ettiğini düşündürüyor. Belki de son anda, taşıdığı yüklerin aslında gerekli olmadığını sezdi.
Bu söz, benim için bir miras gibidir. Ama maddi değil; bilinçle ilgili bir miras. Bana şunu hatırlatır: Eğer ben de bilincimi parçada tutar, zamanı taşır, sürekli bir “yetişme” hâliyle yaşarsam, bir gün aynı sözü söyleyebilirim. Ve o zaman bu söz, bir bilgelik değil, geç kalmış bir fark ediş olur.
Bu yüzden bugün bu sözü, bir uyarı gibi görüyorum. Koşturmanın boşluğunu fark edip, seyri seçebilmek için. Hayatı yük olarak değil, olduğu gibi görebilmek için. Babamın söylediği bu cümle, benim için artık sadece bir söz değil; bilincin nerede durduğunu sorgulatan sessiz ama derin bir işarettir.
Mahmut Turut – 2026