Kuru Fasulyeyi Görmek ve Gördüğünü de Görmek

Kuru fasulye önce bir fenomendir. Ortaya çıkar. Görülür. Kokusu duyulur, tadı alınır, bedende bıraktığı etki hissedilir. Bu ilk düzeyde kuru fasulye, yalnızca bir yemek değil, bilinç alanında beliren bir görülen olarak durur. Bu haliyle ne iyidir ne kötüdür. Ne faydalıdır ne zararlıdır. Önce sadece vardır. Sonra zihin devreye girer. Protein der, karbonhidrat der, doyurucu der, ağır der, gaz yapar der. Onu tanımlar, sınıflar, değerlendirir. Bu da doğaldır. Çünkü zihin görüleni isimlendirir.
Fakat burada asıl önemli olan yalnızca kuru fasulyeyi görmek değildir. Asıl önemli olan, kuru fasulyeyi gördüğünü de görmektir. Çünkü kuru fasulyeyi görmek bir bilgidir; kuru fasulyeyi gördüğünü görmek ise bilincin kendi konumunu fark etmesidir.
Bu ikinci görme ortaya çıktığında kişi artık yalnızca “kuru fasulye nedir?” diye bakmaz. Aynı zamanda “ben buna nereden bakıyorum?” sorusu da açılır. Onu sadece protein kaynağı olarak mı görüyorum, sadece karbonhidrat olarak mı değerlendiriyorum, yoksa önce fenomen olarak mı fark ediyorum? Bu farkla birlikte kuru fasulye daha açık görünür hâle gelir.
İçinde hem karbonhidrat hem protein olduğu görülür. Lifli yapısıyla emilimi yavaşlattığı fark edilir. Yanına eklenen yağın, ekmeğin ya da etin bedendeki karşılığını değiştirdiği anlaşılır. Tek başına başka bir etki oluşturur, pilavla birlikte başka, etle birlikte başka bir denge ortaya çıkarır. Hareketle desteklendiğinde başka, hareketsiz kaldığında başka bir yüke dönüşebilir. Bu durumda kuru fasulye ne sadece proteindir ne de yalnızca karbonhidrattır.
O, bedende enerji, tokluk, lifli denge ve aynı zamanda miktara bağlı yük ihtimali taşıyan bir besin fenomeni olarak görünür. Görüldüğünde şunu anlatır: Denge yalnızca içerikte değil, miktardadır, karışım denge kurabilir ama fazlalık yük oluşturur, yanına eklenenler onun bedendeki etkisini belirler. Demek ki mesele yalnızca kuru fasulyeyi bilmek değildir.
Mesele, onu fenomen olarak görmek ve bu görmenin kendisini de fark etmektir. Çünkü ancak o zaman bilgi dışarıda duran bir tanım olmaktan çıkar; bedende nasıl bir karşılık bulduğu doğrudan görünür hâle gelir. Bu yüzden kuru fasulye yalnızca yenilen bir yemek değildir. Görüldüğünde, bedende dengeli enerji, tokluk ve kontrollü kullanım olarak açığa çıkan bir fenomendir.
Gördüğünü görmek ise, bu fenomeni yalnızca tanımlamak değil, ona hangi bilinç konumundan baktığını da görünür kılmaktır. Ve tam burada kişi şunu fark eder: Kuru fasulye sadece bir yemek değildir; bedende denge ile yük arasındaki sınırı gösteren bir fenomendir.
Mahmut Turut 2026