top of page

Musibet, Bilim ve Özgürleşme

Musibet, Bilim ve Özgürleşme
00:00 / 01:04

İnsan çoğu zaman kendini rahatlık içinde tanımaz.

Çünkü rahatlık, kişiyi olduğu yerde tutar.

Kurduğu düzeni sorgulamasını engeller.

Kendini olduğu gibi değil, alıştığı gibi yaşar.

Bir musibet geldiğinde ise bu düzen sarsılır.

İnsan ilk defa gerçekten neye dayandığını,

neyden korktuğunu,

neyi taşıdığını,

ve aslında kim olduğunu görmeye başlar.

Bu yüzden musibet sadece bir yıkım değildir.

Aynı zamanda bir açılmadır.

İnsanın kendine bakmak zorunda kaldığı andır.

Bilim insanı olmak için bilimsel düşünce yeterlidir.

Çünkü bilimsel düşünce, doğadaki neden-sonuç ilişkilerini kurar.

Gözler, ölçer, açıklar, sınıflandırır.

Olanı anlamaya çalışır.

Fakat insanın özgürleşmesi için bu yetmez.

Çünkü özgürleşme yalnızca dış dünyayı bilmekle olmaz.

İnsanın kendi varlığıyla yüzleşmesi gerekir.

İşte burada ontolojik bilinç devreye girer.

Ontolojik bilinç, yalnızca “ne oluyor?” diye sormaz.

“Aynı zamanda ben kimim, neye bağlı yaşıyorum, neyi merkez alıyorum?” diye sorar.

Doğayı açıklamaktan çok,

kendi varlığının zeminini görmeye yönelir.

Bu nedenle bir insan bilimsel olarak çok güçlü olabilir,

ama ontolojik olarak özgürleşmemiş olabilir.

Doğanın yasalarını bilir,

ama kendi iç yasasını bilmez.

Dış dünyadaki neden-sonuç ilişkilerini çözer,

ama kendi korkularının, bağlarının ve özdeşleşmelerinin içinde yaşamaya devam eder.

Belki de bu yüzden,

bilim insanlarının ontolojik bilince yükselmesi zordur.

Çünkü bilim çoğu zaman dışa yöneliktir;

özgürleşme ise içe dönüş ister.

Sonuç olarak:

İnsan çoğu zaman bir musibet yaşamadan kendini tanıyamaz.

Çünkü sarsılmadan baktığını sorgulamaz.

Bilim insana dış dünyayı açıklayabilir.

Ama insanı özgürleştiren şey,

ontolojik bilinçtir.

Bilim doğayı çözer.

Ontolojik bilinç insanı çözer.

Aksiyom

Musibet sarsar,

sarsıntı görünmeyeni açar.

Bilim dışı bilir,

ontolojik bilinç içi özgürleştirir.

Mahmut Turut – 2026

bottom of page