top of page

Olan ve Olması Gereken Ayrımı

Olan ve Olması Gereken Ayrımı
00:00 / 01:04

Hayatta iki temel düzlem vardır: olan ve olması gereken. Olan, gerçekleşendir. Ortaya çıkan duygu, söylenen söz, yaşanan olay… unların hepsi fenomendir. Fenomen; beliren, görünen ve geçen şeydir. Yorumdan önce vardır. Değerden önce vardır. Yargıdan önce vardır. Yağmur yağar. Bir söz söylenir. Bir hata yapılır. Öfke yükselir. Bunların hepsi olandır. Yani fenomendir.


Fakat insan çoğu zaman olanla yetinmez. Olanı ölçer, kıyaslar ve değerlendirir. İşte burada “olması gereken” ortaya çıkar. “Böyle olmamalıydı.” “Bana böyle davranılmamalıydı.” “Ben hata yapmamalıydım.” Bu cümleler fenomen değildir. Kimliğin konuşmasıdır. Çünkü “olması gereken”, öğrenilmiş değerlerin, inançların ve beklentilerin ürünüdür. Zaman içinde oluşur, deneyimle güçlenir ve kimlik haline gelir. Kimlik ölçü koyar. Fenomen ise sadece ortaya çıkar.


Bilinç yerindeyse olan görülür. Olması gereken devreye girmez. Yorum askıya alınır. Fenomen olduğu gibi kalır. Bilinç yerinde değilse olan yeterli olmaz. Kimlik devreye girer. Olması gereken merkez olur. Ve çatışma başlar. Olan ile olması gereken arasındaki mesafe, yükün kaynağıdır.


Fenomen yük değildir. Yük, kimliğin fenomene müdahalesidir. Akışta olan vardır. Zamanda olması gereken vardır. Akışta deneyim vardır. Kimlikte yargı vardır. Bu yüzden mesele olanı değiştirmek değildir. Mesele, olması gerekeni merkez yapıp yapmamaktır.


Aksiyom: Olan fenomendir. Olması gereken kimliğin ölçüsüdür. Yük, olanla olması gereken arasındaki mesafeden doğar.


Mahmut Turut  2026

bottom of page