Olmaya Çalışan Ve Zaten Olan

İnsan yaşamı çoğu zaman bir “olma çabası” içinde geçer.
Daha iyi olmak, daha değerli olmak, daha güçlü olmak…
Bu çaba, ilk bakışta doğal görünür.
Ama bu çabanın kaynağına bakıldığında, başka bir şey ortaya çıkar.
Ego, olmaya çalışır.
Çünkü kendini tamamlanmamış hisseder.
Kendi varlığını dışa bağlı kurar.
Başkalarının bakışıyla, başarıyla, sahip olduklarıyla kendini inşa eder.
Bu yüzden sürekli hareket halindedir.
Sürekli bir eksikliği kapatmaya çalışır.
Ego’nun varlığı koşulludur.
Değişkendir.
Bugün güçlü hisseder, yarın zayıf.
Bugün var gibi görünür, yarın sarsılır.
Çünkü dayandığı zemin dışarıdadır.
Öz ise farklıdır.
Öz, olmaya çalışmaz.
Çünkü zaten olandır.
Onun varlığı bir şeye bağlı değildir.
Ne bir onaya, ne bir başarıya, ne de bir tanıma ihtiyacı vardır.
Kendi kendine yeter.
Kendi kendinden doğar.
Bu yüzden özde çaba yoktur.
Arayış yoktur.
Tamamlama ihtiyacı yoktur.
Ego fenomenlerin içinde oluşan bir benliktir.
Zamanla kurulur, zamanla değişir.
Bir hikâyedir.
Bir kurulumdur.
Öz ise varlığın kendinde temelidir.
Zamana bağlı değildir.
Koşulsuzdur.
Sessizdir ama süreklidir.
Ego olmak ister,
çünkü varlığı dışarıya borçludur.
Öz olmak istemez,
çünkü varlığı kendindendir.
İnsan bu farkı gördüğünde,
çaba yavaşça çözülmeye başlar.
Olma isteği yerini olana bırakır.
Ve o anda
insan bir şey olmaya çalışmayı bırakır,
zaten olanı fark eder.
Mahmut Turut