top of page

Oluş Açılımdır, İnsanlık Fark Ediştir

Oluş, bir şeyin başka bir şeye dönüşmesi değildir.

Oluş, zaten olanın kendini açmasıdır.

Bu açılımda bir başlangıç ya da son yoktur; ilerleme ya da gerileme de yoktur. Olan, yalnızca açılır. Açılmak, oluşun kendisidir.

Bu nedenle oluş, zamana eklemlenmiş bir süreç değildir.

Zaman, oluşun taşıyıcısı değil; görünürlük biçimidir.

Oluş akarken, varlık bölünmez; çokluk, tekliğin zamandaki yüzü olarak görünür. Akış kesintiye uğramaz; kesinti yalnızca bilincin bakışında ortaya çıkar.

İnsan bu açılımın dışında değildir. İnsan da oluşun içindedir; onunla birlikte akar. Ancak insanı insan yapan, bu akışın kendisi değil; akışı fark edebilme yetisidir. İnsanlık burada başlar. İnsanlık, oluşa eklenen bir nitelik değil; oluşun kendini fark edebildiği bilinç hâlidir.

Fark ediş, olanı durdurmak değildir.

Fark ediş, olanı taşımamaktır.

Oluş devam eder; fakat yük ortadan kalkar. Zaman ilerler; fakat baskı olmaz. Fenomenler görünür; fakat sırtlanılmaz.

Fark edişin olmadığı yerde insan vardır, fakat insanlık yoktur.

Çünkü insanlık, kimlikte değil; konumdadır.

Bilincin parçada durduğu yerde sahiplenme vardır; sahiplenmenin olduğu yerde yük oluşur.

Bilincin yerinde olduğu yerde ise seyir vardır.

Seyir, ilgisizlik değildir.

Seyir, bilincin aradan çekilerek olanı olduğu gibi görmesidir.

Bu hâlde eylem durmaz; berraklaşır.

Müdahale gerekirse yapılır; fakat mücadeleye dönüşmez.

Sonuç olarak oluş durmaz.

Açılım sürer.

İnsanlık ise bu açılımın fark edilmesidir.

Biri akar.

Diğeri görür.

Mahmut Turut-2026

bottom of page