top of page

Ontolojik Anlayış ve Bilincin Yeri

Ontolojik Anlayış ve Bilincin Yeri
00:00 / 01:04

Kişinin kendini ontolojik olarak anlaması, bilgi birikimiyle değil; bilincinin yerine gelmesiyle mümkündür. Çünkü ontolojik anlayış, kişinin ne yaptığıyla değil, nereden baktığıyla ilgilidir. İnsan kendisi hakkında çok şey bilebilir. Geçmişini, karakterini, alışkanlıklarını, hatta psikolojik yönlerini analiz edebilir. Fakat bütün bunlar, bilinç hâlâ parçada duruyorsa ontolojik bir anlayış oluşturmaz. Bu, varlığı anlamak değil; zamandaki görünümü  açıklamaktır.


Bilincin parçada olduğu yerde kişi kendini:  Bir hikâye olarak, bir rol olarak, bir süreç olarak ve bir sorun ya da başarı toplamı olarak görür. Bu bakışta “ben”, zamanın içinde taşınan bir nesneye dönüşür. Ve burada öz değil, yük üreten bir kimlik yaşanır. 


Bilincin yerine gelmesi ise kişinin kendini zamandaki bir parça olarak değil, zamansız bir bütünün görünümü olarak fark etmesidir. Bu fark ediş bir düşünce değildir. Bir tanım değildir. Bir kanaat değildir. Bu, bilincin kendi yerini doğrudan görmesidir. Bilincin yerine geldiği noktada kişi:  Kendini savunma ihtiyacı duymaz.  Kendini ispat etmez. Kendini aşma telaşına düşmez.


Çünkü artık “ben” taşınan bir şey değildir. Seyredilen bir oluş hâlidir. Ontolojik anlayış tam burada başlar. Kişi, varlığı hakkında konuşmadan önce varlıkta durmayı öğrenir. Kendini düzeltmeye değil, kendini görmeye yönelir. Bu yüzden ontolojik anlayış:  Öğretilmez, aktarılmaz, zorlanmaz. Ancak bilincin yerine gelmesiyle kendiliğinden açılır.


Sonuç olarak: Kişinin kendini ontolojik olarak anlaması, bilincinin yerine gelmesi ile mümkündür. Bilincin yerinde olduğu noktada anlama çabası sona erer. Çünkü artık anlamaya çalışan biri değil, olanı doğrudan yaşayan bilinç vardır.


Mahmut Turut  2026

bottom of page