Ontolojik Varlık, Zaman ve İnsan

Tek bir ontolojik varlık vardır.
Bu varlık, zamanda açılır ve kendini seyreder.
Ontolojik varlığın açıldığı ve kendini seyrettiği mekân insandır.
Varlık, çoklu değildir. Çokluk olarak görünen her şey, tek olanın zamandaki açılımından ibarettir. Zaman, varlığın dışına çıktığı bir alan değil; varlığın kendini görünür kıldığı boyuttur. Olan dediğimiz her fenomen, bu açılımın bir yüzüdür.
İnsan, bu açılımın gerçekleştiği özel bir mekândır. Mekân derken kastedilen bir yer değil, bir imkân alanıdır. Ontolojik varlık, insanda bilinç yoluyla kendini seyreder. İnsan, bu nedenle varlığa dışarıdan bakan ayrı bir özne değildir. İnsan, varlığın kendini temaşa ettiği açıklıktır.
Bilinç, bu seyri mümkün kılan farkındalık yetisidir. Bilinç yerinde olduğunda, açılım olduğu gibi görünür. Fenomenler ayrı ayrı varlıklar gibi algılanmaz; bütünün zamandaki görüntüleri olarak belirir. Bu durumda seyir vardır. Seyir, insanın yaptığı bir şey değil; varlığın insanda kendini görmesidir.
Bilinç görünümle özdeşleştiğinde ise bu seyir bozulur. İnsan kendini ayrı bir varlık sanır, olanı taşımaya başlar. Yük, bu yanlış konumdan doğar. Oysa ontolojik düzlemde ne taşınacak bir şey vardır ne de taşınan bir özne. Varlık vardır ve açılmaktadır.
Bu yüzden insanın rolü bir fail olmak değildir. İnsan, ontolojik varlığın kendine açtığı bir aynadır. Hayat, insanın yaşadığı bir hikâye değil; varlığın kendini zamana açarak seyrettiği bir süreçtir.
Tek bir ontolojik varlık vardır.
Zaman, bu varlığın açılımıdır.
İnsan, bu açılımda varlığın kendini seyrettiği mekândır.
İnsan yaşadığını sanır;
varlık kendini seyreder.
Mahmut Turut
2026