top of page

Parçalı Bilinç, Sahiplenme ve Ego

Bilinç parçada iken oluşa sahip çıkar.

Olanı olduğu gibi görmek yerine, olanı kendine bağlar.

Bu sahiplenme başladığı anda seyir ortadan kalkar.

Çünkü seyir, sahiplenmenin bittiği yerde mümkündür.

Oluş, varoluşun doğal akışıdır.

Fenomenler görünür olur, olaylar yaşanır, zaman akar.

Bunların hiçbiri bilincin müdahalesine ihtiyaç duymaz.

Ancak bilinç parçada durduğunda, bu oluşu bütüne ait bir açılım olarak değil,

bana ait” bir süreç olarak algılar.

İşte bu noktada ego ortaya çıkar.

Ego, ayrı bir varlık ya da zihinsel bir nesne değildir.

Ego, bilincin oluşla özdeşleşmiş hâlidir.

Bilinç, parçada durduğunda:

•Olanı sahiplenir

•Yaşananı kimliğe dönüştürür

•Fenomeni taşır

Bu taşıma hâli, yükün kendisidir.

Ego dediğimiz bilinç, “olan” ile arasına mesafe koyamaz.

Mesafe olmayınca seyir olmaz.

Seyir olmayınca akış yük hâline gelir.

Aynı oluş, aynı fenomen, aynı olay;

bilinci yerinde olan için seyir iken,

bilinci parçada olan için ağırlığa dönüşür.

Bu nedenle ego, yanlış bir bilinç değildir;

yerinden kaymış bir bilinçtir.

Ego susturulmaz, yok edilmez, savaşılmaz.

Sadece bilincin kendi yerini fark etmesiyle çözülür.

Bilinç yerini fark ettiğinde oluş değişmez.

Fenomenler yine görünür, hayat yine devam eder.

Fakat artık oluşa sahip çıkılmaz.

Olan olur, fakat taşınmaz.

Bu noktada seyir doğar.

Sonuç olarak:

Bilinç parçada ise oluşa sahip çıkar ve seyir mümkün olmaz.

Ego dediğimiz bilinç tam olarak budur.

Seyir, egonun yokluğu değil;

egonun merkez olmaktan çekilmesidir.

Mahmut Turut-2026

bottom of page