Refleksiyon: Ontolojik Benliğin Kapısı

İnsan çoğu zaman yaşar, tepki verir, düşünür ve devam eder. Fakat bu akışın içinde kendini gerçekten fark etmeyebilir. Çünkü yaşamak ile kendini görmek aynı şey değildir. İşte bu noktada refleksiyon devreye girer.
Refleksiyon, insanın kendine dönmesidir. Kendi düşüncesini, tepkisini, yönelişini ve varoluşunu fark etmesidir. İnsan sadece ne yaptığını değil, neden yaptığını ve nasıl yaptığını görmeye başladığında refleksiyon ortaya çıkar. Bu, dışarıya değil, içeriye yönelen bir bakıştır.
Ontolojik benlik ise bu fark edişte açığa çıkar. İnsan refleksiyon olmadan sadece yaşananların içinde kalır. Kimliklerle, alışkanlıklarla ve tepkilerle hareket eder. Fakat bunların ötesinde, “ben kimim?” sorusunun cevabı görülmez. Çünkü ontolojik benlik, ancak kendine dönen bilinçte görünür hâle gelir.
Bu nedenle refleksiyon, bir düşünme tekniği değil; bilincin kendine yönelmesidir. İnsan kendini görmeden kendini bilemez. Kendini bilmeden de ontolojik varlığını fark edemez.
Sonuç olarak denebilir ki: Refleksiyon olmadan kişi ontolojik benliğini fark edemez. Çünkü ontolojik benlik, dışarıda aranarak değil; ancak kendine dönen bilinçle görülür.
En sade hâliyle:
Yaşamak akıştır,
refleksiyon görmedir.
Görmeden benlik bilinmez.
— Mahmut Turut