Sana, Senden Başka Hiç Kimsenin Yardım Edemeyeceği
Bir Durumla Baş Başa Hiç Kaldın mı?

Sana, senden başka hiç kimsenin yardım edemeyeceği bir durumla baş başa hiç kaldın mı?
Bu soru, insanın kulağına basit gibi gelir; fakat cevabı, hayatın en derin yerinden yükselir. Ben bu sorunun cevabını yetmişine merdiven dayadığımda aldım. Maalesef ben kaldım. Hem de kaçacak hiçbir yerim kalmayacak kadar yalnız kaldım. Bunu düşünerek değil, iliklerime kadar hissederek gördüm.
İnsan, hayatı boyunca bir şekilde tutunur. İnsanlara, alışkanlıklara, bilgilere, rollere… Yardım fikri hep canlıdır: “Birileri vardır”, “Bir yol bulunur”, “Bir şey olur.” Bu düşünce, çoğu zaman ayakta tutar. Ama öyle bir an gelir ki, bu düşünce çöker. Ne söze sığınabilirsin ne bilgiye ne de başkasının gücüne. O an, insanın karşısında sadece kendisi vardır. Ne eksik ne fazla.
Ben o anı yaşadım. Ve ilk kez şunu açıkça gördüm: Kendimden başka hiç kimsem yokmuş. Bu bir umutsuzluk değildi; ama teselli de değildi. Soğuk, çıplak ve yalın bir gerçekti. İnsan, kendini anlatırken “yalnız kaldım” der; ama bu yalnızlık sosyal bir durumdur. Benim yaşadığım ise ontolojikti. Varlığınla baş başa kalmaktı.
O an fark ettim ki, bugüne kadar “ben” dediğim şeylerin çoğu desteklerle ayakta duruyormuş. O destekler çekildiğinde geriye kalan, gerçek benmiş. Ne unvan, ne başarı, ne geçmiş hikâyeler… Hepsi sustu. Konuşan tek şey, varoluşun kendisiydi. Ve o varoluş, yardım istemiyordu; dayanmayı da öğretmiyordu. Sadece “buradayım” diyordu.
Bu tecrübe insanı kahraman yapmaz. Güçlü hissettirmez. Ama gerçek kılar. Kendinle arana koyduğun bütün aracıları kaldırır. O anda anlıyorsun ki, kimse seni senin yerine yaşayamaz. Kimse senin yerine hissedemez. Kimse senin yerine karar veremez. Ve kimse, seni senin içinden çekip çıkaramaz.
Bu yüzleşme acıdır; ama öğreticidir. Çünkü insan, ancak başkasına tutunamadığında kendine dayanmayı öğrenir. Bu da bir beceri değildir; bir uyanıştır. İnsanın kendini tanıması, çoğu zaman böyle başlar: Yardımın bittiği yerde.
Bugün geriye baktığımda şunu net söyleyebiliyorum:
O gün, kimsenin kalmadığını gördüğüm gün,
aslında ilk kez gerçekten kendimle karşılaştım.
Mahmut Turut, 2025