Sonuç Odaklı mı, İlke Odaklı mı?

İnsan hayatında iki temel yönelim vardır: sonuç odaklı yaşamak ve ilke odaklı yaşamak. Bu iki yaklaşım dışarıdan benzer görünebilir; fakat insanın iç dünyasında bambaşka sonuçlar doğurur.
Sonuç odaklı yaşamda merkezde hedef vardır. Kazanmak, başarmak, öne çıkmak ve istenen sonuca ulaşmak belirleyici olur. Bu bakışta süreç çoğu zaman araç hâline gelir. Eğer sonuç elde ediliyorsa, nasıl elde edildiği ikinci plana düşebilir. Bu nedenle kişi dış ölçütlere göre kendini değerlendirir ve çoğu zaman toplumsal değerlerin çizdiği sınırlar içinde hareket eder. Bu, zihnin kurduğu bir düzendir ve parçalı bilincin alanına aittir.
İlke odaklı yaşamda ise merkez değişir. Burada asıl olan sonuç değil, sürecin nasıl yaşandığıdır. İnsan ne yaptığından çok, nasıl yaptığına bakar. Onurlu kalmak, doğruyu sürdürmek, özüne sadık olmak ve değerlerinden ödün vermemek öncelik hâline gelir. Bu yaklaşımda kazanmak sadece dışarıdaki bir sonuç değildir; insanın kendi iç bütünlüğünü koruyabilmesi de bir kazançtır.
Bu yüzden iki yaşam biçimi arasındaki fark şudur:
Sonuç odaklı yaşam dışarıya bakar; ilke odaklı yaşam iç ölçüye dayanır.
Biri kazanmayı hedefler; diğeri doğru kalmayı.
Biri sonuca ulaşır; diğeri insanı kendine yaklaştırır.
Gerçek kazanmak, yalnızca sonuca ulaşmak değildir. Eğer sonuç elde edilirken özden uzaklaşılıyorsa, bu bir kayıptır. Buna karşılık, kişi ilkesine sadık kalıp sonucu kaybetse bile, öz benliğini güçlendirdiği için aslında kazançlıdır.
Bu nedenle denebilir ki: Sonuç odaklı yaşamak insanı dış dünyada ilerletebilir; ilke odaklı yaşamak ise insanı kendi özünde derinleştirir. En dengeli yaşam ise sonucu tamamen reddetmek değil, sonucu ilkenin önüne geçirmemektir.
En sade hâliyle:
Sonuç kazanmayı getirir;
ilke insanı korur.
Gerçek kazanç, ilkeyi kaybetmeden yaşanandır.
— Mahmut Turut