top of page

Teselli Yükü Hafifletir, Seyir Yük Üretmez

Teselli Yükü Hafifletir, Seyir Yük Üretmez
00:00 / 01:04

“Her işte bir hayır vardır” sözü insana çoğu zaman iyi gelir.

Çünkü yaşanan şeyi bütünüyle reddetmek yerine, ona katlanmayı kolaylaştırır.

Kişi böylece olanı kabul etmeye çalışır ve içindeki gerilim biraz hafifler.

Ama burada yük bütünüyle ortadan kalkmaz.

Sadece daha taşınabilir hâle gelir.

Çünkü bu söz, olanı hâlâ bir olay olarak ele alır.

Sonra da o olayın üstüne bir anlam ekler.

“Şimdi ağır görünüyor ama ileride iyi bir sonucu olabilir” diyerek kişiyi rahatlatır.

Bu rahatlatıcıdır,

ama seyir değildir.

Çünkü burada hâlâ zaman vardır.

Hâlâ geriye dönük bir açıklama vardır.

Hâlâ “böyle olması gerekiyordu” diyen bir zihin vardır.

Bu yüzden bu tavır kadercilik zemininde durur.

Kadercilik, yaşananı olduğu gibi görmekten çok, yaşanan şeye sonradan bir gerekçe bulur.

Böylece yük çözülmez; yalnızca yükle barış sağlanır.

İnanç da çoğu zaman benzer şekilde çalışır.

İnsana teselli verir, direnci yumuşatır, taşımayı kolaylaştırır.

Ama taşıyan hâlâ vardır.

Yani yükü taşıyan “ben” ortadan kalkmamıştır.

Seyirde ise durum başkadır.

Orada yük hafifletilmez; yük üretilmez.

Çünkü olan, olay olarak tutulmaz.

Üzerine gerekçe kurulmaz, teselli eklenmez, savunma yapılmaz.

Bütünsel bilinç, “Her işte bir hayır vardır” demek zorunda değildir.

Çünkü o, olanı zaten oluşun kendisi olarak görür.

Burada ne savunma vardır,

ne açıklama ihtiyacı,

ne de teselli üretme çabası.

Teselli, parçalı bilince gerekir.

Bütün ise teselliye ihtiyaç duymaz.

Sonuç olarak,

“Her işte bir hayır vardır” sözü yükü hafifletebilir;

ama yükün kökünü çözmez.

Çünkü bu söz hâlâ taşıma düzeninin içindedir.

Seyir ise taşıma düzenini sürdürmez;

onu aşar.

Özetle:

Teselli yükü yumuşatır,

ama seyir yükü bırakır.

Çünkü teselli parçaya,

seyir bütüne aittir.

— Mahmut Turut, 2026

bottom of page