Yükün Kaynağı: Olan ile Olması Gereken Arasındaki Çatışma

İnsan hayatında ortaya çıkan birçok psikolojik yükün temelinde aynı mekanizma bulunur: olan ile olması gereken arasındaki çatışma. Varoluşta önce olan vardır. Bir olay gerçekleşir, bir söz söylenir, bir durum ortaya çıkar ya da bir duygu belirir. Bunların hepsi hayatın akışı içinde beliren fenomenlerdir. Olan yalnızca gerçekleşmiş bir durumdur.
Fakat insan zihni çoğu zaman yaşananı olduğu gibi bırakmaz. Zihin hayatın nasıl olması gerektiğine dair çeşitli ölçüler üretir. İnsanların nasıl davranması gerektiği, olayların nasıl gerçekleşmesi gerektiği ya da hayatın nasıl olması gerektiği konusunda zihinde bir “olması gereken” düzeni oluşur.
İşte içsel gerilim çoğu zaman bu noktada ortaya çıkar. Çünkü varoluş olanı getirir; zihin ise çoğu zaman olması gerekeni savunur. Eğer yaşanan durum zihnin beklediği ölçülerle uyuşmazsa olan ile olması gereken arasında bir fark ortaya çıkar.
Bu fark bir çatışma doğurur.
Bu çatışma sürdükçe insanın içinde yük oluşur. Çünkü zihin yaşanan durumu kabul etmek yerine onu zihnindeki ölçülerle karşılaştırmaya devam eder. Böylece insan yalnızca yaşanan olayı yaşamaz; aynı zamanda o olayla ilgili oluşturduğu anlamı da taşımaya başlar.
Bu nedenle insanın yaşadığı birçok psikolojik yük olayların kendisinden değil, olan ile olması gereken arasındaki gerilimden doğar. Olan ile olması gereken arasındaki mesafe ne kadar büyürse, yaşanan yük de o kadar artabilir.
Bu yüzden yükün kaynağı çoğu zaman hayatın getirdiği olaylar değildir; yükün kaynağı, zihnin bu olayları nasıl olması gerektiği fikriyle karşılaştırmasıdır.
Kısaca şöyle denebilir:
Olan varoluşa aittir.
Olması gereken zihne aittir.
Yük ise bu ikisi arasındaki çatışmadan doğar.
Yükün Kaynağı: Olan ile Olması Gereken Arasındaki Çatışma
İnsan hayatında ortaya çıkan birçok psikolojik yükün temelinde aynı mekanizma bulunur: olan ile olması gereken arasındaki çatışma. Varoluşta önce olan vardır. Bir olay gerçekleşir, bir söz söylenir, bir durum ortaya çıkar ya da bir duygu belirir. Bunların hepsi hayatın akışı içinde beliren fenomenlerdir. Olan yalnızca gerçekleşmiş bir durumdur.
Fakat insan zihni çoğu zaman yaşananı olduğu gibi bırakmaz. Zihin hayatın nasıl olması gerektiğine dair çeşitli ölçüler üretir. İnsanların nasıl davranması gerektiği, olayların nasıl gerçekleşmesi gerektiği ya da hayatın nasıl olması gerektiği konusunda zihinde bir “olması gereken” düzeni oluşur.
İşte içsel gerilim çoğu zaman bu noktada ortaya çıkar. Çünkü varoluş olanı getirir; zihin ise çoğu zaman olması gerekeni savunur. Eğer yaşanan durum zihnin beklediği ölçülerle uyuşmazsa olan ile olması gereken arasında bir fark ortaya çıkar.
Bu fark bir çatışma doğurur.
Bu çatışma sürdükçe insanın içinde yük oluşur. Çünkü zihin yaşanan durumu kabul etmek yerine onu zihnindeki ölçülerle karşılaştırmaya devam eder. Böylece insan yalnızca yaşanan olayı yaşamaz; aynı zamanda o olayla ilgili oluşturduğu anlamı da taşımaya başlar.
Bu nedenle insanın yaşadığı birçok psikolojik yük olayların kendisinden değil, olan ile olması gereken arasındaki gerilimden doğar. Olan ile olması gereken arasındaki mesafe ne kadar büyürse, yaşanan yük de o kadar artabilir.
Bu yüzden yükün kaynağı çoğu zaman hayatın getirdiği olaylar değildir; yükün kaynağı, zihnin bu olayları nasıl olması gerektiği fikriyle karşılaştırmasıdır.
Kısaca şöyle denebilir:
Olan varoluşa aittir.
Olması gereken zihne aittir.
Yük ise bu ikisi arasındaki çatışmadan doğar.
Mahmut Turut 2026