Yük Değil Olay Seyredilir

Fenomen Nasıl Yük Haline Gelir?
Varoluşta önce fenomen vardır. Bir söz söylenir, bir davranış görülür, bir durum ortaya çıkar ya da bir duygu belirir. Bu aşamada yaşanan şey yalnızca olanın kendisidir. Fenomen varoluşun akışı içinde ortaya çıkan bir durumdur ve kendi başına nötrdür. Yani fenomenin kendisi henüz bir yük değildir.
Fakat insan zihni çoğu zaman fenomeni olduğu gibi bırakmaz. Yaşanan olaylar, zihnin sahip olduğu değerler, beklentiler ve geçmiş deneyimler üzerinden değerlendirilir. İnsan zihni olayların nasıl olması gerektiğine dair çeşitli ölçüler taşır. Bu ölçüler zihinde bir “olması gereken” düzeni oluşturur.
Eğer yaşanan fenomen bu beklentilerle uyumluysa insan o olayı fazla sorgulamadan kabul edebilir. Fakat fenomen zihnin beklediği durumla uyuşmadığında olan ile olması gereken arasında bir fark ortaya çıkar. İşte bu fark bir çatışma doğurur.
Bu çatışma devam ettikçe fenomen yalnızca yaşanan bir olay olmaktan çıkar ve insanın iç dünyasında taşınan bir yük haline gelebilir. Çünkü zihin yaşanan olayı tekrar tekrar düşünmeye devam eder ve aynı çatışmayı yeniden üretir. Böylece insan fenomeni yaşamaktan çok, onunla ilgili oluşturduğu anlamı taşımaya başlar.
Bu nedenle fenomen ile yük aynı şey değildir. Fenomen varoluşa aittir; yük ise zihnin o fenomenle kurduğu ilişki biçiminden doğar. Aynı olay bir insan için yalnızca yaşanan bir durum olabilirken, başka bir insan için ağır bir yük haline gelebilir.
Bu yüzden şöyle denebilir:
Her fenomen yük haline gelebilir; fakat her fenomen yük değildir.
Fenomenin yük olup olmaması olayın kendisinden çok, bilincin o olayı nasıl gördüğüne bağlıdır. Eğer bilinç yaşananı olduğu gibi görebilirse fenomen yalnızca bir olay olarak kalır. Fakat zihin fenomeni değerlerle kıyaslayıp bir çatışma üretirse, aynı fenomen bir yük haline dönüşebilir.
Farkındalık, yaşananın üzerine eklenen psikolojik yükü değil, yaşananın kendini görmektir. Yük; zihnin zamansal hafızasıyla, geçmişten taşıdığı anlamlarla ve geleceğe dair beklentileriyle ürettiği ikincil bir yapıdır. Olay ise varoluşun anda açılan saf görünüşüdür.
Farkındalıkta bilinç, olaya yapışmaz; olayı olay olarak seyreder. Bu seyirde yargı yoktur, sahiplenme yoktur, “benim başıma geldi” diyen bir özdeşleşme yoktur. Çünkü yük, ancak özdeşleşme olduğunda ortaya çıkar. Özdeşleşme çözüldüğünde, yük de çözülür.
Bu nedenle farkındalık, yükten kurtulma çabası değildir. Zaten yükle ilgilenmez. Yük, farkındalığın alanına giremez; çünkü yük zamansaldır, farkındalık zamansızlığa açılır. Zamansızlıkta olay vardır ama onu taşıyan biri yoktur. Taşıyan olmadığında yük de yoktur.
Olan olur.
Bilinç seyreder.
Yük düşer.
Bu bağlamda farkındalık, bir deneyim yaşamak değil; yaşanmanın görüldüğü yer olmaktır. Olaylar akar, bilinç tanıklık eder. Yük ise yalnızca, tanıklığın unutulduğu yerde ortaya çıkar.
Bu yüzden farkındalıkta seyredilen şey yük değil, hayatın kendisidir.
Mahmut Turut, 2025