Yük ve İhtiyaç

Yüklü insanların ihtiyacını karşılamak,
çoğu zaman onların yükünü hafifletmez;
aksine arttırır.
Çünkü ihtiyaç, her zaman eksiklikten doğmaz.
Bazen bilincin yanlış yerde durmasından doğar.
Bilinç parçada olduğunda, olan yetmez.
Yetmediği her yerde ihtiyaç üretir.
İhtiyaç üretildikçe de yük ağırlaşır.
Yüklü bir insana verilen her şey
yükün sebebini ortadan kaldırmaz;
sadece yükün devamını sağlar.
İhtiyaç karşılandığında bilinç rahatlamaz,
alışır.
Alıştıkça talep eder.
Talep ettikçe taşıdığını fark etmez.
Bu yüzden bazı yardımlar şefkatten değil,
bilmeden yapılan destekleyici müdahalelerdir.
Yükü çözmez; yükü yerinde tutar.
Seyirde olan bir bilinç ihtiyaç üretmez.
Çünkü seyirde olan bilinç,
olanla kavga etmez.
Olan yeterlidir.
Yüklü bilinç ise olanı yeterli görmez.
Eksik görür, yanlış görür, düzeltilmesi gereken bir şey görür.
Bu bakışın kendisi zaten yüktür.
Bir insanın ihtiyacını karşılamadan önce
şu görülmelidir:
Bu ihtiyaç gerçekten mi var,
yoksa bilincin taşıdığı yük mü konuşuyor?
Gerçek ihtiyaç,
yük üretmez.
Karşılandığında kapanır.
Yükten doğan ihtiyaç ise
karşılandıkça büyür.
Bu yüzden bazen yapılabilecek en doğru şey
vermek değil,
görmesine alan açmaktır.
Yükü almak değil,
yükü fark ettirmektir.
Çünkü yük fark edilmeden hafiflemez.
Ve hiçbir ihtiyaç,
seyri olmayan bir bilinci özgürleştiremez.
Mahmut Turut
2026