YÜKSÜZ YAŞAM ANTOLOJİSİv

Yüksüz yaşam, hayatın dış koşullarla hafiflemesi değildir;
bilincin, olanı sırtında taşımaktan vazgeçmesidir.
Olan, Öz’ün zamandaki açılımıdır.
Bu açılımda eksik yoktur, hata yoktur, çelişki yoktur.
Çelişki, olanın içinde değil;
bilincin kendini parçada konumlandırmasındadır.
Zamandaki tüm canlı ve cansız görünümler, Öz’ün görünmesidir.
Hiçbiri ayrı değildir, hiçbiri fazla değildir.
Ayrım, varlıklarda değil;
bakan bilincin durduğu yerdedir.
Bilinç kendini parçada sandığında olan yük olur;
bilinç kendi yerini fark ettiğinde olan seyir olur.
Olan değişmez.
Akış durmaz.
Zaman kendi doğasına göre akar.
İnsan burada bir özne olarak müdahil değildir;
olan, zaten olmaktadır.
Bireye ait olan tek şey, bu olanı
yük olarak mı yoksa seyir olarak mı yaşayacağıdır.
Yüksüz yaşam, eylemsizlik değildir.
Duygusuzluk değildir.
Hayattan çekilmek değildir.
Yüksüz yaşam, hayatla bilinç arasındaki mesafenin ortadan kalkmasıdır.
Mesafe kalktığında yük düşer;
yük düştüğünde hayat kendiliğinden yaşanır.
Farkındalık, bir araç değildir.
Bir yöntem değildir.
Bir silah hiç değildir.
Farkındalık, bilincin kendi yerine gelmesidir.
Yerinde olan bilinç, olanı değiştirmez;
olanı taşımayı bırakır.
Ve işte tam burada yüksüz yaşam başlar:
Olan olur,
bilinç seyreder,
hayat yük olmaktan çıkar.
Mahmut Turut-2026