top of page

Yüksüzlük ve Olmak: Stressiz Hayatın Ontolojisi

Yüksüzlük ve Olmak: Stressiz Hayatın Ontolojisi
00:00 / 01:04

Yüksüzlük, yani olmak; stressiz bir hayat yaşamaktır. Buradaki stressizlik, sorunların yokluğu değil, sorunların yük hâline gelmemesidir. Hayat akmaya devam eder; olaylar, aksaklıklar, değişimler sürer. Fakat bilinç, bu akışı sırtında taşımadığında stres ortaya çıkmaz. Çünkü stres, olaydan değil; olayla kurulan bilinç ilişkisinden doğar.

Yük, bilincin parçaya yerleşmesiyle oluşur. Zamanı ardışık yaşayan bilinç, geçmişi pişmanlık olarak, geleceği kaygı olarak bugüne taşır. Böylece şimdi, saf bir yaşantı olmaktan çıkar; hesapların, beklentilerin ve korkuların ağırlığı altında ezilir. Bu hâlde insan hayatı yaşamaz; hayat tarafından yaşanır. Stres dediğimiz şey, tam da bu taşınma hâlinin duygusal izdüşümüdür.

Yüksüzlük ise bilincin kendi yerinde durmasıdır. Burada zaman taşınmaz, seyredilir. Olan, olması gerektiği için değil; olduğu için vardır. Bilinç fenomenle özdeşleşmez; fenomeni bütünün zamandaki görünümü olarak izler. Bu yüzden aynı olay, parçalı bilinçte krizken; bütünsel bilinçte sadece bir oluş hâlidir. Değişen olay değil, bakış yeridir.

Olmak, bu yüksüz duruştur. Bir hedefe ulaşmak için hayatı zorlamak değil; hayatın kendi yönelimiyle uyumlanmaktır. Eylem vardır ama müdahale yoktur. Çaba vardır ama zorlanma yoktur. İrade, karşı koyan bir güç değil; akışla uyumlu bir hareket hâlidir. Böyle bir yaşamda stres barınamaz; çünkü stres, direnç ister.

Stressiz hayat, duygusuz bir hayat değildir. Sevinç de vardır, üzüntü de; fakat hiçbiri yük hâline gelmez. Duygular yaşanır ve geçer. Bilinç, duygunun içinde kaybolmadığı için onları taşımak zorunda kalmaz. Böylece insan hem yaşar hem hafif kalır.

Sonuçta yüksüzlük, elde edilen bir başarı değil; bilincin yerine gelmesidir. Olmak, bir şey olmak değil; hiçbir şeyi taşımadan var olmaktır. Ve insan bunu fark ettiğinde anlar ki stressiz hayat, hayatı kontrol etmekle değil; hayatla çelişmemekle mümkündür.

Mahmut Turut, 2

bottom of page