top of page

Yaşantıyı Bilmek Yetmez

Yaşantıyı Bilmek Yetmez
00:00 / 01:04

İnsan parçalı bilinçteyken ne yaşadığını bilir. Üzüldüğünü, korktuğunu, gerildiğini, kırıldığını fark edebilir. Yani yaşantının içeriği görünürdür. Fakat bu yeterli değildir. Çünkü asıl belirleyici olan, yaşanan şey değil; o yaşantının nereden yaşandığıdır.

Parçalı bilinçte kişi yaşantının içindedir. Yaşar ama baktığı yeri göremez. Bu yüzden “kaygı yaşıyorum” diyebilir, ama bu kaygının hangi bilinç konumundan ortaya çıktığını bilemez. Olan ile yorum, fenomen ile yük birbirine karışır. Kişi yaşadığı şeyi doğrudan gerçek sanır ve fark etmeden onu taşımaya başlar.

Oysa sorun yaşantının kendisi değildir. Sorun, yaşantının yaşandığı yerin bilinmemesidir.

Bilincin kendi yerinde olmasıyla birlikte yeni bir imkân ortaya çıkar. Kişi artık sadece ne yaşadığını değil, bunu nereden yaşadığını da görmeye başlar. Kaygı varsa kaygıyı, ama aynı zamanda kaygıya bakan yeri fark eder. İşte bu farkla birlikte yaşanan ile eklenen ayrılır. Fenomen olduğu gibi kalır, yük çözülmeye başlar.

Demek ki insanın asıl eksikliği yaşantıyı bilmemek değil, yaşantının kaynağını görememektir. Çünkü yaşantı bilinir; fakat yaşantının yaşandığı bilinç konumu bilinmeden yük ortadan kalkmaz.

Bu yüzden:

Yaşantıyı bilmek yetmez.

Nereden yaşadığını bilmek gerekir.

— Mahmut Turut, 2026

bottom of page